Perşembe , 16 Temmuz 2026
Home / anasayfa / 23 NİSAN’A DAİR GERÇEKLER: EGEMENLİK Mİ, YOKSA YENİ BİR TAHAKKÜMÜN KURULUŞU MU? Hamit Baldemir

23 NİSAN’A DAİR GERÇEKLER: EGEMENLİK Mİ, YOKSA YENİ BİR TAHAKKÜMÜN KURULUŞU MU? Hamit Baldemir

23 NİSAN’A DAİR

GERÇEKLER:

EGEMENLİK Mİ,

YOKSA YENİ BİR TAHAKKÜMÜN

KURULUŞU MU?

23 Nisan 1920’de kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi, resmi ideolojinin sunduğu gibi halkın özgür iradesinin tecelligâhı olan demokratik bir meclis değildir. Aksine bu yapı, başını Mustafa Kemal Atatürk’ün çektiği dar bir askeri-siyasi elitin, kendi iktidarını kurumsallaştırmak amacıyla oluşturduğu bir güç merkezidir.
Bu meclis, farklı halkların eşit temsiline dayalı çoğulcu bir yapı olmaktan ziyade; savaş koşullarının yarattığı boşlukta, merkeziyetçi ve tekçi bir devletin temellerini atan bir araç olarak şekillenmiştir. Kuruluş sürecinde Kürtler başta olmak üzere çeşitli halklarla kurulan ittifaklar, eşitlik ve ortak gelecek vaadi üzerinden değil, dönemin güç dengeleri çerçevesinde taktiksel olarak geliştirilmiştir.
Ancak kısa süre içerisinde bu ittifaklar terk edilmiş; yeni kurulan devletin yönü açık biçimde tek ulus, tek kimlik ve tek dil eksenine oturtulmuştur. Bu süreçte Rumlar, Ermeniler ve diğer gayrimüslim halklar sistematik biçimde tasfiye edilirken; Cumhuriyet’in ilanından sonra aynı politikaların Kürt halkına yöneldiği görülmüştür.
1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, bu merkezi yapı resmileşmiş ve yeni bir ulus-devlet inşası hız kazanmıştır. Bu inşa süreci:
Çok kimlikli toplumsal yapının reddi,
Farklı halkların inkârı ve asimilasyonu,
Ekonomik ve siyasal gücün dar bir elit kesimde toplanması,
Ve kapitalist devlet mekanizmasının inşası
üzerine kurulmuştur.
Bu bağlamda 23 Nisan:
Bir “egemenlik bayramı” olmaktan ziyade, egemenliğin halklardan alınarak merkezi bir iktidara devredilmesinin simgesidir.
Bir “çocuk bayramı” olmaktan ziyade, tarihsel gerçeklerin üzerinin örtülmesine hizmet eden ideolojik bir araçtır.
Demokratik bir meclisin kuruluşu değil; tekçi, dışlayıcı ve baskıcı bir devlet yapısının başlangıç noktalarından biridir.
Bugün yapılması gereken, resmi tarihin kutsallaştırdığı anlatıları sorgulamak; bu topraklarda yaşayan tüm halkların eşit, özgür ve kendi kaderini tayin hakkına sahip olduğu bir gelecek için mücadeleyi büyütmektir.
Gerçek egemenlik, ancak halkların özgür iradesiyle ve eşitliği temel alan bir düzenle mümkündür.

22.04.2026

Diğer Başlıklar

SÖMÜRGECİ EGEMEN KLİKLERİN İKTİDAR KAVGASI VE MUTLAK BUTLAN! Hamit Baldemir

Türkiye’de siyasal tartışmalar çoğu zaman “demokrasi”, ”vatanın bölünmez bütünlüğü”, ”cumhuriyet”, “laiklik”, demokrasi “muhafazakârlık”, ”bölücük” ya …

DEVRİMCİLİĞİN BEDELİ SÜREKLİLİĞİ -MAYIS ÖLÜMSÜZLERİ ANISINA! Hamit Baldemir

DEVRİMCİLİĞİN BEDELİ SÜREKLİLİĞİ -MAYIS ÖLÜMSÜZLERİ ANISINA! Evet Denizlerin, İbrahim Kaypakkayaların, Haki Karerlerin ve Halil Çavgunların …

KÜRDİSTAN’DA ASİMİLASYON POLİTİKALARI VE KÜRT DİLİNİN TOPLUMSAL ÖNEMİ! Hamit Baldemir

,Dil, bir halkın yalnızca iletişim aracı değildir; aynı zamanda tarihinin, kültürünün, kolektif hafızasının ve kimliğinin …

”SÜREÇ” PERSPEKTİFİNE ULUSAL VE DEVRİMCİ ELEŞTİREL YAKLAŞIM! Hamit Baldemir

PKK’ nin kurucu lideri ve ”sürec”in önemli aktörü tarafından dile getirilen “süreç perspektifi”, ilk bakışta …