Cuma , 5 Haziran 2026
Home / anasayfa / DENİZLERİ ANMAK VE ANLAMAK! Hamit Baldemir

DENİZLERİ ANMAK VE ANLAMAK! Hamit Baldemir

DENİZLERİ ANMAK VE ANLAMAK

6 Mayıs, Türkiye devrimci hareketi açısından yalnızca bir anma günü değil; aynı zamanda teorik, siyasal ve tarihsel bir muhasebe günüdür. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 1972’de idam edilmesi, Türkiye solunun hem en trajik kırılmalarından biri hem de en güçlü sembolik eşiklerinden biridir.

68 Kuşağı ve Kopuş Arayışı

Bu üç isim, Türkiye’deki 68 kuşağının en radikal damarını temsil ediyordu. Dünya ölçeğinde 1968 Protests ile şekillenen bir dönemin ürünleriydiler. Anti-emperyalizm, bağımsızlık ve sosyalizm onların temel referanslarıydı. Ancak bu referanslar, Türkiye özgülünde tam anlamıyla bağımsız bir teorik çerçeveye oturmamıştı.

Pratikleri, özellikle silahlı mücadeleye yönelişleri, düzenle köklü bir kopuş arzusunu gösterse de; teorik düzeyde bu kopuşun henüz tamamlanmadığı açıktır. Bu bağlamda silahlı mücadelede önemli eksiklikler ve tereddütler söz konusudur. Örneğin “askeri vurmak istemedim” yaklaşımı, popülist ya da romantik bir jest olarak görülebileceği gibi, sistemle hesaplaşmadaki kararsızlığın da bir dışavurumu olarak okunabilir.

Kemalizm ile Mesafe Meselesi

Kemalizmle tam bir kopuşun gerçekleştirilememesi ve bu konudaki belirsizlik, bu kuşağın en kritik sorunlarından biridir. 1961 Anayasası’na yönelik savunuları ve “Tam bağımsız Türkiye” söylemini Kemalist modernleşme çizgisiyle kesiştirmeleri, onların Kemalizmi bütünüyle reddetmekten ziyade “ilerici” bir moment olarak yeniden yorumladıklarını gösterir.

Bu durum, devrim stratejilerinde bir tür “tamamlanmamış kopuş” anlamına gelir. Yani sistemle mücadele ederken, sistemin kurucu ideolojisinin bazı unsurlarını taşımaya devam etmişlerdir. Bu, yalnızca Türkiye’ye özgü değil; dönemin birçok devrimci hareketinde görülen tarihsel bir sınırdır.

Ulusal Sorun ve Kürt Meselesi

Ulusal sorun, Türkiye devrimci hareketinin en belirleyici ve aynı zamanda en sorunlu başlıklarından biridir. Bu mesele, hareketin hem teorik hem de siyasal yönelimini doğrudan etkilemiştir. Kürtleri “ezilen bir ulus” olarak tanıma eğilimi göstermeleri önemli olmakla birlikte, bu tespit tarihsel gerçekliğin bütününü kavramakta yetersiz kalmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde Kürtlerin yaşadığı ilhak, inkâr ve asimilasyon politikaları, meselenin yalnızca bir eşitsizlik değil, daha derin bir yapısal sorun olduğunu ortaya koyar. Ancak bu durum, onların analizlerinde sömürgecilik düzeyinde ve “ulusların kendi kaderini tayin hakkı” perspektifiyle ele alınmamıştır.

Bu nedenle ulusal sorun, bağımsız bir devrimci dinamik olarak değil, Türkiye devriminin bir alt başlığı olarak değerlendirilmiştir. Ezilen ulus ile sömürge ulus ayrımının yeterince netleştirilememesi, Türkiye devrimci hareketinin en önemli ideolojik ve politik sınırlılıklarından biri olmuştur.

68 Kuşağı’nın Stratejik Çerçevesi

Bu kuşağın temel yönelimi “önce Türkiye’de devrim” anlayışıydı. Demokratik Halk Devrimi ve Milli Demokratik Devrim çizgilerinde, Kürt sorununun çözümü devrim sonrasına ertelenmiş ve Türkiye devrimine tabi kılınmıştır.

Bu strateji; anti-emperyalist, devletçi ve kısmen Kemalist mirasla uyumlu bir çerçeve sunuyordu. Denizler, bu hattın daha radikal ve eylemci bir temsilini oluşturdular; ancak teorik ve politik olarak bu sınırların dışına tam anlamıyla çıkamadılar.

Tarihsel Bir Eşik ve Sıçrama Noktası

Bütün bu sınırlılıklarına rağmen, onların tarihsel rolünü küçümsemek mümkün değildir. Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Türkiye’de sosyalizmin kitlelerle buluşmasında önemli bir rol oynadılar. Anti-emperyalizmi güncellediler; fedakârlık ve adanmışlık kültürünü somutlaştırdılar.

İdamları ise devletin devrimci harekete karşı sertliğini ve sınıf mücadelesinin acımasızlığını açık biçimde ortaya koydu. Aynı zamanda sol içinde daha derin teorik tartışmaların önünü açarak sonraki kuşaklar için hem ilham hem de eleştiri kaynağı oldular.

Eleştirel Sonuç

Olumlu yanları:
Devrimci cesaret, anti-emperyalist duruş ve sosyalist fikrin yaygınlaşmasına kattıkları moral değerler.

Sınırlılıkları:
Kemalizmle tam kopuşun sağlanamaması; ulusal sorunun bağımsız bir eksen olarak ele alınmaması; Türkiye merkezli devrim perspektifinin baskınlığı.

Sonsöz

6 Mayıs, yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda bir devrimci muhasebe günüdür.

Denizler bir son değil, bir başlangıçtır.

Onların bıraktığı miras iki yönlüdür:
İlham veren bir devrimci irade ve aşılması gereken teorik-siyasal sınırlar.

Bu nedenle 6 Mayıs’ı anmak; ne yalnızca romantize etmek ne de tümüyle reddetmektir. Asıl olan, onların açtığı yolu eleştirel bir bilinçle daha ileri taşımaktır.

Anılarına sonsuz saygıyla

06.05.2026

Diğer Başlıklar

”SÜREÇ” PERSPEKTİFİNE ULUSAL VE DEVRİMCİ ELEŞTİREL YAKLAŞIM! Hamit Baldemir

PKK’ nin kurucu lideri ve ”sürec”in önemli aktörü tarafından dile getirilen “süreç perspektifi”, ilk bakışta …

23 NİSAN’A DAİR GERÇEKLER: EGEMENLİK Mİ, YOKSA YENİ BİR TAHAKKÜMÜN KURULUŞU MU? Hamit Baldemir

23 NİSAN’A DAİR GERÇEKLER: EGEMENLİK Mİ, YOKSA YENİ BİR TAHAKKÜMÜN KURULUŞU MU? 23 Nisan 1920’de …

DEMOKRATİK MERKEZİYETÇİLİK! Hamit Baldemir

Demokratik merkeziyetçilik, Marksist-Leninist partinin temel işleyiş kuralıdır. Parti bu ilkeye göre yönetilir. Bu ilke onun …

KÜRDİSTAN ULUSAL VE SOSYAL KURTULUŞ MÜCADELESİNDE SORUMLULUK! Hamit Baldemir

KÜRDİSTAN ULUSAL VE SOSYAL KURTULUŞ MÜCADELESİNDE SORUMLULUK Toplumun gelişim süreci içerisinde bireyin ve toplumsal örgütlenmenin …