Pazartesi , 26 Eylül 2022
Home / Dünya / TÜRKİYE-SRİ LANKA; ERDOĞAN’LAR VE RAJAPAKSA’LAR -1-! Necati GÜLER

TÜRKİYE-SRİ LANKA; ERDOĞAN’LAR VE RAJAPAKSA’LAR -1-! Necati GÜLER

Türkiye- Sri Lanka: Erdoĝanlar ve Rajapaksalar -1-

Son zamanlarda bazı garip gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmeler‘in ortak yanı, Erdoğan ailesini ve iktidarını zorda bırakmasıdır. Sedat Peker‘in Hasan Yeşildağ ile ilgili son açıklamaları, Irak ve Suriye de yaşanan bazı gelişmelere bakıldığında; bir yerlerden bazı şeyler için düğmeye basıldığı görülüyor. Erdoğan ve yakın çevresi hem ABD,AB, Nato ittifakı hemde Rusya, İran, Çin ittifakı tarafından kıskaca alınmış durumda ve bilardo topu gibi savrulup duruyor. Erdoğanlar‘ın sonunun Rajapaksa kardeşler gibi olma ihtimali yüksek. Sri Lanka ve Türkiye arasındaki benzerlikler, iktidarların yapısı, ittifaklar politikası, özelliklede Tamil ve Kürt meselesi bağlamında hemen göze çarpıyor. Bu yazıda bu benzerlikler ve olası sonuçları üzerinde biraz fikir yürütmeye veya sezgilerimi anlatmaya çalışacağım.

Önce Sri Lanka

Sri Lanka da Rajapaksa ailesi bu yılın Ocak ayına kadar oteriteleri tartışılamayan ve herşeyi kontrol altında tutuyor gibi görünüyorlardı. Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa‘nın bir kardeşi Başbakan ve diğer bir kardeşi ise maliye bakanı idi. Yani tam bir hanedan! Kardeşler olarak, kendilerinin de önemli görevlerde oldukları bir önceki hükümet, on yıllardır süren (1983 te ilk kurşun sayılabilecek bir eylem ile silahlı mücadele başlamıştı) Elam-Tamil halkının özgürlük mücadelesini korkunç bir soy kırım uygulayarak bastırmıştı. Bu kırım sırasında çoğu sivil halk olmak üzere (Kesin sayılar belli olmamakla birlikte) 40 ile 60 bin insan öldrüldü, 146.000 kayıp ve bir okadarda insan zindanlara, toplama kamplarına tıkıldı.

Sri Lanka bu soy kırımı batıdan aldıĝı kredilerle, silahlarla ve teknoljik destekle gerçekleştirmişti.
Tamil özgürlük mücadelesini geçici de olsa bastırmıştı Sri Lanka, ama bu arada savaş, militarizim, ırkçılık ortamında rüşvet, mafya, hırsızlık almış başını gitmişti. Ekonomisi büyük ölçüde itahalata bağlı olan Sri Lanka devleti, ihtiyaçlarını karşılayabilecek döviz sıkıntısı yaşıyor, borçla dönen maliye tıkanmış, krediler geriye ödenemez olmuştu. Kredi veren Dünya Finans tekelleri ve İMF yeni krediler vermek için çok aĝır reçetelerin uygulanmasını istiyorlardı..
Böyle bir ortamda iktidara gelen Rajapaksa kardeşler mecburen yüzlerini Çin ve Hindistan a dönüyor batı yerine doĝuya yöneliyorlardı.

İşte tam bu ortamda beklenmedik bir şey oldu. Tamil düşmalıĝıyla, kıyıma uğratılan Tamillerin mal varlıklarına konmalarına izin verilerek konsolide edilmiş, şövenleştirilmiş ve ezici bir çoğunlukla Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa ya oy vermiş olan Sinhala halkı; başta yakıt olmak üzere ithal edilen bir çok temel ürünün piyasalarda bulunamamsına, artan yoksulluğa ve işsizliğekarşı ayaklandı. Ayaklanma kısa sürede 3 kardeşi arka arkaya koltuklarından etti ve iktidar‘ın el değiştirmesine yol açtı.

Bütün bunlar olurken Tamil halkı ve temsilcileri ayaklanmaların dışında kaldılar. Bu durumu, Tamil Ulusal Halk Cephesi Başkanı (TNPF) ve Sri Lanka Parlamento Üyesi Gajendrakumar Ponnambalam bir gazetecinin: Protestoların ortaya çıkmasında batılı ülkelerin etkisi ne kadar güçlüydü? Sorusunu şöyle cevaplıyordu:
„Rajapaksalar hiçbir zaman Batı hayranı olmadılar, daha çok Çin’e eğilimli idiler . Hindistan ve Batı, bölgede ve özellikle Sri Lanka üzerinden çıkarları açısından stratejik rakiplerdir. Bu devletler Gotabaya Rajapaksa’yı yıkmak ve kendilerine yakın bir rejime sahip olmak istediler. Bu nedenle protestoların bazı bölümlerinin Batılı ülkeler tarafından desteklenmesi oldukça olasıdır. Gelecekte Sri Lanka’da çok zayıf bir hükümete sahip olmak Batı’nın çıkarına olabilir. Çünkü o zaman istedikleri tüm sözleri/tavizleri alırlar (…)“

Aslında olan şey bir saray darbesi idi. Rajapaksa kardeşler Saddam, Noirega ve daha nice diktatörler gibi efendilerine ters düşmüş ve bir saray darbesi ile iktidardan uzaklaştırılmışlardı.
Kitle hareketi kullanılmış, manipüle edilerekte saray darbesi perdelenmiştir. Eylemlerin en ateşli döneminde bile polis’in göstericilere karşı katliamlara girişmemesi, ki Tamil soykırımında Sri Lanka Ordusunun ve polisinin kıyıcı, katliamcılıĝının boyutuna bütün Dünya şahit olmuştu. Nitekim ayaklanan kitleler içerisinde beklentilerini bulamamış olanlar ve gösterileri sürdürmek isteyenler olmuş isede onlara karşı artık hiçte töleranslı davranılmamış ve hatta son günlerde Rajapaska kardeşlere karşı yapılan gösterilerde öne çıkmış olan bazı insanlar arka arkaya tutuklanıyorlar.
Yaşananların bir saray darbesi olduğunu TNPF temsilcisi şu sözlerle ifade ediyor: „(…) Wickremesinghe’nin halk desteği yok. Basitçe Parlamento tarafından atanıp seçildi, bunun dışında meşruiyeti yok. Ülke halkı, Wickremesinghe’nin ancak jeostratejik manipülasyonun bir sonucu olarak yeni cumhurbaşkanı olabildiğinden haklı olarak endişe duyuyor. Onun sadakati halka değil, diğer ülkelerdeki destekçilerine aittir. Bu nedenle protesto kamplarına ve göstericilere saldırmaktan çekinmiyor.)

Türkiye ve Erdoğanlar

Türkiye de, çok istenmesine rağmen Kürt özgürlük mücadelesinin Sri Lanka modeliyle tamamen yok edilmesi başarılamadı. Savaş ekonomisi kamuya ait bütün kaynakları tüketti. Devlet organları baştan aşaĝıya dejenere oldu, mafyalaştı. Kliklerarası savaşlar, 15 Temmuzda olduĝu gibi karşılıklı katliam yapacak kadar kızıştı. Güvenlik ve adalet aparatları başta olmak üzere bütün kurumlar mafya ile birlikte anılır oldu. Ekonomi iflasın eşiĝinde. Enflasyon yüzde yüzlerde…
Suriye Irak, Libya, Ukrayna daha birçok bölgesel ve uluslararası gelişmelerde umulan sonuçlar alınamdı. Bir çok kez pirince giderken evdeki bulgurdan olundu. ..
Velhasıl bütün olumsuz gelişmelerin basıncı altında kalan Erdoĝan yönetimi hem içte hem dışarıda sık sık makas değiştiriyor, eksen, yön ve partner deĝişikliĝine gitti/gidiyor. Izlenen maceracı, savaşçı ve kaypak politikalar Erdoĝan şahsında yönetimine karşı uluslar arası arenada ve içeride güvensizliĝi zirveye çıkarmış durumda.

Devam edecek

Kaynak: Necati Güler’in Facebook sayfasından alınmıştır.

Diğer Başlıklar

PERVİN BULDAN’IN YANLIŞI! Mehmet AKKAYA

PERVİN BULDAN’IN YANLIŞI Mehmet Akkaya Geçen haftasonu bir grup arkadaşla birlikte HDP’nin Kartal’da (İstanbul, 7 …

GİDİŞİN BİR UZUN ÖYKÜDÜR ÜSTAD! Heybet AKDOĞAN

GİDİŞİN BİR UZUN ÖYKÜDÜR ÜSTADKapitalizm toplumu katılaştırır, duyarsızlaştırır ve herkesi rutinleştirir. Kapitalizm için önemli bir …

YASAKLI “MUNZUR KÜLTÜR ve DOĞA FESTİVALİ’NİN” BANA HATIRLATTIKLARI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ! Heybet AKDOĞAN

YASAKLI “MUNZUR KÜLTÜR ve DOĞA FESTİVALİ’NİN” BANA HATIRLATTIKLARI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİElazığ’ın, Kovancılar ilçesinde doğup, büyüdüm.Büyümeye başladığım …

POPÜLİST SİYASET! Heybet AKDOĞAN

Popülist siyasetSon dönemde siyasetin baskın bir unsuru haline gelen popülizm, siyasi çevrelerce geniş bir anlam …