Pazartesi , 18 Ekim 2021
Home / YAZARLAR / Samet Erdoğdu / Güney Kürdistan’da edinilmiş kazanımlardan geriye dönüş mümkün değildir

Güney Kürdistan’da edinilmiş kazanımlardan geriye dönüş mümkün değildir

Felaket tellalarının ve halkımızın düşmanlarının iddia ve tehditlerinin aksine Güney Kürdistan’da edinilmiş kazanımlardan geriye dönüş mümkün değildir; referandumun geniş katılımla yapılması ve bağımsızlık lehine yüksek oy oranı elde edilmesi şimdiye kadar edinilmiş kazanımları pekiştirecek ve ileri adımların atılmasını kolaylaştıracaktır. Referandumun yapılmaması halinde ise referandumu erteletmek isteyenlerin bazı taahhütler altına girmesi gerekecektir.
Güney Kürdistan’da bağımsızlık yönünde atılan her adımı tu kaka eden, buna ”derebeylik referandumu”, ”dukalık sistemi” vs. diyen Türk şövenistleri ve ”Türkiye’yi Kürtlerle büyütme” stratejisini ileri süren oportünistler Bağımsız Kürdistan’ın sadece Kürtler için değil; bölge için ne muazzam ilerleme olacağını biliyorlar ve bundan korkuyorlar. Bağımsız Kürdistan Ortadoğu devletler sisteminin iflası demekter. Bağımsız Kürdistan Ortadoğu’daki yüzyıllık statükonun kırılması demektir. Bu statüko kırılmadan; İran dört beş parçaya ayrılıp Azerbaycan, Kürdistana Rojhılat, Belucistan kurtulmadan; Türkiye devleti yıkılıp Kürdistana Bakur hür ve müstakil olmadan; yapay Irak ve Suriye devletleri yıkılıp egemenlikleri altındaki Kürdistan parçaları kurtulmadan Ortadoğu bölgesinde barış, özgürlük, demokrasi vs. tesis edilemez. Güney Kürdistan’ın bağımsızlığına saldıranların ve bunun için sözde demokratik bahaneler, teorik gerekçeler ileri sürenlerin asıl korkusu budur. Böylelerinin kafalarındaki İran, Suriye, Türkiye, Irak tasarımı bu devletlerin ”toprak ve sınır bütünlüğünü”; ”ülke, millet ve vatanlarıyla bölünmez bütünlüğünü” esas alıyor. Bunların ‘uyduruk ‘demokratik ulus” kavramları tam da bu modele uygun düşüyor. Bunların demokratik modernite, demokratik komünite, demokratik sosyalite, demokratik nasyonalite, demokratik etnisite ve daha bir sürü demokratik ıvır zıvır uydurmalarına sarılmalarının ve bu bilim dışı uyduruk terimlerin teorisyenliğine soyunmalarının tek nedeni budur. Ertuğrul Kürkçü Apo’nun İmralı imalatı tezlerinin piyasaya ilk çıktığı günlerde, bu projenin ne kadar Türki olduğunu derhal farketmiş ve ”Mükemmel bir proje” demişti. Ardından Türk solunun her renkten ”teorisyen ve ideologları” yeni-Apoizmin methiyelerine ve tefsirlerine giriştiler. Apo’nun yazılarında yanlışlığı açıkça sırıtan iğreti kavramları süsleyip püsleyip teori haline getirdiler. Böylece Lenin’in ulusal sorunlar hakkında geliştirdiği tezleri ”aştılar”. Çağın değiştiğini, ulus devletlerin aşıldığını, ulus devlet uğruna mücadelenin gerici karakter taşıdığını vs. yazdılar da yazdılar… Kimi ikna ediyorlar? Elbette kendilerini ve Türk müfredatının tedrisatından Kürdistanı Türkiye diye öğrenmiş olan beyni yıkanmış kimseleri.
Kürdistan Türkiye değildir. Kürdistan Irak değildir. Kürdistan İran değildir. Kürdistan Suriye değildir. Katalonya İspanya değildir. Belucistan İran ve Pakistan değildir. vs. vs. Bütün bu halkların kendi ulus devletlerini kurma hakları inkar edilemez. Şu ya da bu bahaneyle reddedilemez. Hele hele dukalık, derebeylik, vs. diye aşağılanamaz…
Kürt parti-devletlerini birbirine karşı kışkırtmanın ve birini öne çıkarıp diğerlerini savunmanın Kürt dostluğuyla alakası yoktur. Bunu ancak gizli Kürt düşmanları, gizli şövenistler yapar. PKK’nin ”ben devlet istemem”, ”ulus devlet kötüdür” vs. söylemlerini alkışlayanlar ve bunu modern demokrasi – demokratik modernite falan timsali gösterenlerin derdi davası Kürtleri desteklemek değil; Kürtler arasına kama sokmaktır.
”Ben devlet istemem, istermiyim hiç” diye laflar sarf eden PKK’nin lafzına bakıp da teori geliştirenler bu partinin zaten bir parti-devlet olduğunu gözlerden ırak tutuyorlar. PKK, teritoryal olmayan bir parti devlettir ve zannedildiği gibi ne KDP, ne YNK ve ne de başka bir Kürt partisine fersah fersah fark attıran bir ileri demokratik yapıya, anlayışa ve işleyişe sahip değildir. Kürt örgütlerinin tüm zaaf ve eksiklikleri PKK’de de vardır.
KDP – YNK gibi partilerle PKK arasındaki benzerlik ve farklılıkları analiz etmenin yeri burası değil… Sorun şudur: Bugün artık Kürt uluslaşmasının önündeki en büyük engel parti-devletlerdir. KDP, YNK, PKK, PYD teritoryal veya teritoryal olmayan birer parti-devlettir. Her birinin kendi orduları, kendi bütçeleri, kendilerine özgü yasaları var… Kürdistan’ın asıl kurtuluşu bu parti-devletlerden, ulus-devlete yükselmekle olacaktır. Güney bağımsızlık referandumu bu yönde ileri doğru atılmış dev bir adımdır

Diğer Başlıklar

MEHMET ELMAS VE HÜSEYİN ELMAS’IN HATIRASINA! Samet Erdogdu

MEHMET ELMAS VE HÜSEYİN ELMAS’IN HATIRASINA Bugün Mehmet Elmas’ın (1956, Doğanşehir, Çığlık Köyü – 22 …

KÜRDİSTAN’DA ENTEGRE SÖMÜRGECİLİK!

Kürdistan, Sarı hocanın tabiriyle ‘’devletler arası sömürge’’dir. Kastedilen devletler Türk, Fars ve iki Arap devleti …

ULUSLARARASI DURUMUN BAZI YÖNLERİNE DAİR

Bu yazı Kasım 2019’da yazıldı. Petrol başlığı altındaki alıntılarla, Brzezinki’nin kitabındaki pasajlar sonradan eklendi. “Durum„ …

Tarihsel Bir Çalışma: “Mücadelede Birlik” Broşürü

Teslim Töre’nin yazdığı ilk eserler kendi deyişiyle mağara kokar. Bunlar Malatya, Adıyaman, Antep ve Tokat’ın …