Pazartesi , 18 Ekim 2021
Home / Gençlik / MEHMET ELMAS VE HÜSEYİN ELMAS’IN HATIRASINA! Samet Erdogdu

MEHMET ELMAS VE HÜSEYİN ELMAS’IN HATIRASINA! Samet Erdogdu

MEHMET ELMAS VE HÜSEYİN ELMAS’IN HATIRASINA

Bugün Mehmet Elmas’ın (1956, Doğanşehir, Çığlık Köyü – 22 Mayıs 2008, Köln) ölüm yıldönümü.

Mehmet‘in köyü Çığlık, THKO içinde Emeğin Birliği (THKO Mücadele Birliği, sonraları TKEP) ve Halkın Kurtuluşu (THKO, sonraları TDKP) arasındaki ayrılığın kesinleştirildiği köydür. 1975 sonlarında bu köyde muhtarın evinde yapılan THKO Geçici Merkez Komitesi toplantısında ayrılık bir protokolle resmileştirildi. Teslim Töre ile diğer GMK üyeleri arasında kabul edilen ayrılık belgesinde ‘’doğmuş olan ayrılığın ideolojik ve örgütsel bir ayrılık olduğu, tarafların birbirlerine karşı düşmanca bir tavırla politik mücadele yürütmeyecekleri ve örgütün demirbaş eşyalarının her grubun elinde olanlarının onlarda kalacağı’’ taahhüt edilmiş; belgenin bir nüshası Teslim Töre’de, diğeri diğer grupta kalmıştı. Bu köyden Mırto (Ziya Yıldırım), Asker (Mustafa Erbaş), Mütayit (Hüseyin Elmas), Devrimci Ali (Ali Uçar) gibi arkadaşlar THKO MB’nin önce Doğanşehir bölgesindeki; sonra Malatya geneli faaliyetlerinde görevler üstlendiler. THKO MB, Enişte (Teslim Bozkurt), Gözlüklü Doktor (Hüseyin Dinçer), Kırsaçlı (Haluk Tüzün), Bıyıklı (Mustafa Akdeniz), Ufaklık (Muharrem Köklü) ve daha pek çok arkadaşın vasıtasıyla Malatya’da bir güç haline geldi. Mehmet de o dönemin öteki Genç Emekçiler Birliği üyeleriyle birlikte Doğanşehir bölgesi örgütlenmesinde aktif rol aldı.

Mehmet, THKO Mücadele Birliği Doğanşehir Mahalli Komitesi üyesiyken Haziran 1978’de ilçede yapılan bir bildiri dağıtma eylemi esnasında GEB üyesi 9 arkadaşıyla yakalandı. Arkadaşlar Elazığ Binsekizyüzevler’de günlerce işkenceden geçirildiler. Elazığ Askeri Cezaevi’nde 9 ay süren tutukluluktan sonra Mart 1979’da serbest bırakıldılar.

Mehmet, Nisan 1980’de TKEP kurulduktan sonra Malatya İl Komitesi’ne seçildi. O sırada Malatya il örgütü Haziran’da yapılan I. Plenum kararıyla kurulan TKEP Kürdistan Özerk Örgütü’ne bağlanmıştı.

Mehmet Elmas, 26 Ekim 1980’de Doğanşehir’in Güroba ve Çığlık köyleri arasındaki Dutderesi mıntıkasında kalmakta olduğu çadırda abisi Hüseyin Elmas’la birlikte yakalandı. Hüseyin Elmas (Mütayit) o esnada il komitesi sekreteriydi. Her iki kardeş bu operasyonda yakalanan diğer yoldaşlarla birlikte Elazığ’ın 1800 Evler işkence merkezinde bir ay boyunca ağır işkence gördüler.

TKEP Kürdistan Özerk Örgütü Malatya il örgütlenmesi davası 1982 yılında karara bağlandı.

Davanın baş sanığı Hüseyin Elmas ve arkadaşlarını cezalandıran Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinin verdiği ceza 8. Kolordu bölgesindeki benzer davalar içinde en ağırlarındandı.

Ceza, Seyit Konuk ve diğer iki yoldaşın idamlarından bir süre sonra verildi. Mahkeme reisi, karar verilirken ”neden cezalar böyle yüksek tutuldu” diyen avukata, ”bunların İzmir’de idam edilen teröristlerle aynı örgütten olduğunu” söylemişti.

Mahkemede Hüseyin Elmas 18 yıl; Mehmet Elmas, Ali Cankurt, Mehmet Topal gibi arkadaşlar 15’er yıl; Mirali Göktaş, İbrahim Yaman, Gaffar İliş, Mahmut Evren gibi arkadaşlar ise çeşitli cezalara çarptırıldılar.

Son mahkeme sırasında Avukat Erkal Gençaydın, ”dosyaları incelerken tesadüfen bir MİT belgesine rastladığını, o belgede bu davada yargılananlara verilecek cezanın kesildiği ve mahkemeye emredildiğini gördüğünü ve bu yüzden bu koşullarda savunma yapamayacağını” söyleyerek geri çekilmişti.

Cezaları yargıtayda onaylandıktan sonra 1983 sonlarına doğru Mehmet ve Hüseyin Elmas’la diğer dava arkadaşları Malatya E Tipi cezaevine sevk edildiler. Mehmet ve Hüseyin Elmas’la İbrahim Yaman benim kaldığım 14. Koğuşa, diğer arkadaşlar değişik koğuşlara verildi. O sırada Malatya E Tipi Cezaevinde zorla İstiklal Marşı söyletme, gardiyanlar karşısında düğme ilikletme ve hazrolda durdurma, faşistlerle karıştır-barıştır gibi gibi uygulamalara karşı direnişin merkezi 14. Koğuştu. Yoldaşların gelmesinden kısa süre sonra tüm cezaevini kapsayan genel direniş koptu. Direniş başarıya ulaştı; tek tip elbise dışındaki faşist uygulamalar kaldırıldı. Koğuşlar yeniden düzenlendi. Düzenleme sonunda bizler 22. Koğuşa verildik. Başka bir eylem sonrasında yeniden koğuşlar dağıtıldı. Bu kez Hüseyin Elmas 2. Koğuşa, Mehmet’le ben 4. Koğuşa verildik. Bizim davada yargılanan diğer yoldaşların bir kısmı bu iki koğuşa, bir kısmı da başka koğuşlara verildi.

Mehmet ve ben Özal’ın yaptığı ilk infaz düzenlemesiyle 21 Mart 1986’da tahliye edildik. Haziran 1986’daki KKP darbesi nedeniyle ben kaçağa düştüm. Mehmet’in askerlik sorunu vardı. Polis darbesi yüzünden partiyle bağlarımız koptu. Mehmet polisçe aranmıyordu, ama askerlik sorunu vardı; bu yüzden sıkıştırılıyordu. Mehmet’le durumu değerlendirdik ve onun askere gitmesine; benim ise yakalanmadan partiyle yeniden bağ kurmama karar verdik. Böylelikle o askere gitti.

Bir kaç aylık uğraştan sonra partiyle bağ kurmayı başardım. O sırada parti içinde TKP yanlısı bir muhalefet hareketi vardı. 1986 Kasım’ında yapılan konferansla bu muhalefet tasfiye edildi.

Mütayit (Hüseyin Elmas) yoldaş 1988 Mayıs’ında tahliye edildi. Haziran ya da Temmuz’da Mütayit ve askerden dönen Mehmet’le Dut Deresi’nda görüştüm. Çığlık Köyünün karşısında, Güroba’nın aşağısında, Kurudağ eteklerindeki bu mıntıkada arazileri vardı. Elmas kardeşlerin ihtiyar anne ve babası her sene ilk yazla birlikte buraya gelip çadır veya hayme (çardak) kurar; sonbaharın sonlarına; neredeyse kışa kadar burada kalırlardı. 12 Eylül’ün ilk zamanlarında (Eylül ve Ekim aylarında) bir süre burada birlikte kalmıştık. Hüseyin ve Mehmet, Ekim 1980 sonlarında aynı yerde yakalanmışlardı. 1986’da cezaevinden çıktıktan sonra yaz aylarında Mehmet’le yine burada görüşmüştük.

Geleneksel Kürt kadını giysileri giyen Mehmet’in anası Sulte ana Türkçeyi anlardı ama konuşamazdı. Oğulları Hüseyin ve Mehmet’le Kürtçe konuşur; Kürtçeyi bilmeyen arkadaşlarla yüreğinin diliyle anlaşırdı. Gerek Sulte ana, gerekse Mustafa emmi her iki devrimci oğullarının mücadelesine daima saygı duydular; onların iradelerine rıza gösterdiler ve çocukları cezaevlerine düştüğünde mal varlıklarını elden çıkararak onlara hep destek oldular.

TKEP Merkez Komitesi 1987 kışında yapılan plenumda KKP’nin 86 polis darbesi nedeniyle dağılan merkez komitesi yerine geçici bir merkez komitesi kurma kararı almış, bazı isimler belirlemişti. Belirlenenlerden üçü bu görevi üstlenmekten kaçındılar. Bu arkadaşlar illegal örgütlenmede ve koşulların ağır olduğu Kürdistan’da görev almak istemediler. Teslim Töre, polis sorgularında ve cezaevlerinde direnerek çıkan bu arkadaşların tavrını hayretle karşılamış, bu konu hakkında ‘’Ne Oluyoruz Yoldaşlar?’’ başlığı altında yazı yazmıştı. Şam’da yapılan 1988 plenum toplantısından döndükten sonra görüştüğümüz Mütayit yoldaş Geçici Merkez Komitesi’nde görev üstlenmeyi kabul etti. O sırada Sovyetler Birliği’nde Gorbaçov’un glasnost (açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılanma) politikaları tüm dünyada yankı uyandırmış; parti tarafından da hararetle desteklenmekteydi. Gorbaçov karşı-devrim’inin gerçek niteliğini ilk farkedenlerden biri Mütayit yoldaştı; Glastnost politikasının Sovyetler Birliği’ni içten çökerteceğini düşünüyor; şiddetle karşı çıkıyordu. Ona göre biz bu sürece kesinlikle karşı çıkmalıydık.

Mütayit yoldaş cezaevinden çıktığı zaman kontrole gittiği Malatya Devlet Hastahanesinde yapılan muayenede akciğer kanseri şüphesi uyanmış ve Ankara’ya gidip ordaki üniversite hastahanelerinden birinde daha etraflıca muayene olması önerilmişti.

Malatya Devlet Hastahenesinde çektirdiği akciğer filminde hafif bir pus olarak görünen leke Ankara’daki röntgen filmlerinde görülmemiş; bu arada kendisi de biraz düzelme gösterdiği için kanser teşhisi konmamıştı. Ben kendisiyle görüştüğümde Ankara’dan dönmüştü. Sağlık konusunda endişeleri kalkmıştı; yeniden mücadele edebileceği için çok seviniyordu.. KKP’nin TKEP’ten artık örgütsel bakımdan da tamamen ayrılması gerektiğini ilk kez dillendirenlerden biri Hüseyin Elmas oldu.

Mütayit’le görüşmenin ardından KKP Geçici Merkez Komitesi oluşturuldu. KKP GMK Hüseyin Elmas, A. Celikan ve H. Abdo’dan müteşekkildi. İlk toplantıda yasal planda bir dergi veya gazete yayınlama kararı alındı. Bu projeyi, İstanbul’a taşınacak olan Mütayit yoldaş yürütecekti. Gerekli hazırlıklar için Malatya’ya dönen Mütayit yoldaş maalesef döner dönmez aniden fenalaştı. Derhal, bir çok yoldaşımızın tedavisini yapmış olan bir kanser uzmanı doktor dostumuzun müdahalesi için İstanbul’a götürüldü. Ancak geç kalınmıştı; yapacak bir şey yoktu; memlekete döndü. Ekim ayında artık yatağa düşmüştü. Kanser hücreleri kısa zamanda tüm vücudu sarmıştı. 1986 Sürgü depremi sırasında Doğanşehir merkezdeki evleri yıkılmış; belediyece yapılan prefabrik deprem konutlarına taşınmışlardı. 30 Kasım 1988’deki ölümünden bir kaç gün evvel yanına gittim. Bu, Mütayit’le son görüşmemiz oldu. Ölüm döşeğinde bile faaliyetleri düşünüyordu.

Mehmet’le ilişkilerimiz 90 sonlarına kadar devam etti. Devrimci Ali (Ali Uçar) ile birlikte Doğanşehir yöresinde KKP faaliyetlerini sürdürdü. 91’den sonra benim bölgeyle ilişkilerim koptu; Malatya’da KKP faaliyetleri kesintiye uğradı; partiyle ilişkileri benim üzerimden kurulduğu için Mehmet’in de bağları koptu. Ama o mücadeleye devam etti. PKK’nin bölgedeki gerilla kuvvetlerine yardımcı oldu. Temmuz 1994’te PKK’ye yardım ve yataklık yapmaktan tutuklandı. 7,5 ay hapis yattıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere 1995 Şubat’ında serbest bırakıldı. Mahkemece 3 sene 9 ay hapis cezasına çarptırıldı ve gıyabi tutuklama kararı verildi. Bu karar yargıtayda onaylanınca kaçağa düştü. Bir süre kaçak yaşadıktan sonra Almanya’ya çıktı. Yurtdışında da devrimci faaliyetlere katıldı.

Mehmet yoldaş 22 Mayıs 2008’de Köln’de yaşama gözlerini yumduğu zaman gerisinde en az 30 yıllık bir mücadele bırakmıştı. Mehmet, orta halli bir ailenin en küçük çocuğu olarak, ailenin nazlısıydı. Sessiz, sakin, duygusal bir insandı. Şiir yazardı. Yaşamının sonuna kadar ilk gençlik ideallerine bağlı kaldı. Mehmet ve Mütayit yoldaşlar şad içinde yatsınlar.

Samet Erdogdu
22.05.2020

Diğer Başlıklar

KAPİTALİST BARBARLIĜIN MEZAR KORKUSU! NECATİ GÜLER

Fabrikalar Tarlalar Siyasi iktida Her Şey Emeğin Olacak Şiarın yaratıcısı ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu …

33’ler zafer sözümüzdür! Suruç için adalet, herkes için adalet!

33’ler zafer sözümüzdür! Suruç için adalet, herkes için adalet! Kobanê tarihin en barbar güçleri tarafından …

ŞİRİN CEMGİL’İN VE ÖMER KIRAL’IN ANISINA! NECATİ GÜLER

Solcu monologlar Ekranda Şirin Cemgil’i görüyorum. Almanya ya ilk geldiĝim yıl bir dostumla birlikte evine …

DEVRİMCİ VE DEMOKRATİK KAMUOYUNA!

Devrimci ve demokratik kamuoyuna; Avrupa Demokratik Güç Birliğimizin bileşeni olan Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) …