Salı , 29 Eylül 2026
Home / anasayfa / AMEDSPOR DİRENİŞİN SEMBOLÜ MÜ, ENTEGRASYONUN ARACI MI? Hamit Baldemir

AMEDSPOR DİRENİŞİN SEMBOLÜ MÜ, ENTEGRASYONUN ARACI MI? Hamit Baldemir

Futbol hiçbir zaman yalnızca futbol olmadı.
Milyonlarca insanı aynı anda sevindiren, üzen, sokaklara döken, ortak bir heyecan etrafında birleştiren böylesine büyük bir toplumsal gücün siyasetin dışında kalması zaten düşünülemez. Tarih boyunca özellikle otoriter / faşisit ve sömürgeci rejimler futbolun bu gücünü gördüler ve ondan yararlandılar.

Franco İspanyası bunun en bilinen örneklerinden biridir. Akademik araştırmalar, Franco döneminde futbolun ve televizyon aracılığıyla kitlesel eğlencenin merkezi, birleşik ve milliyetçi bir İspanya kimliği yaratmak için kullanıldığını; futbolun aynı zamanda rejimin dış dünyadaki imajına ve toplumsal kabulüne hizmet ettiğini ortaya koyuyor.

1978 Dünya Kupası’nı düzenleyen Arjantin askeri cuntası da benzer biçimde futbolun yarattığı millî heyecanı hem ülke içinde hem dışarıda rejimin görüntüsünü değiştirmek amacıyla kullandı. Döneme ilişkin akademik çalışmalar, cuntanın basın ve propaganda mekanizmalarını Dünya Kupası etrafında özellikle harekete geçirdiğini gösteriyor.

Buradan çıkarılması gereken sonuç şudur:
İktidarların futbolu kullanabilmesi için mutlaka maç sonuçlarını belirlemesi gerekmez. Bazen çok daha etkili olan, insanların umutlarını, öfkelerini, aidiyetlerini ve toplumsal enerjilerini futbol sahasına taşımaktır. Bugün Amedspor’a da biraz bu açıdan bakmak gerektiğini düşünüyorum. Amedspor sıradan bir takım değildir. Öncelikle bir gerçeğin altını çizelim: Amedspor herhangi bir Anadolu futbol kulübü gibi değerlendirilemez.

Amedspor yıllar içerisinde Kürt kimliğinin kamusal alandaki sembollerinden biri haline geldi. Kulüp ve taraftarları üzerine yapılan akademik çalışmalar da Amedspor’un Kürt kimliğinin görünürlüğü, aidiyet, dayanışma ve ayrımcılığa karşı tepkiyle güçlü biçimde özdeşleştiğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla Amedspor taraftarının takımına duyduğu bağlılığı küçümsemek doğru değildir.

Tam tersine, bu bağlılığın tarihsel ve toplumsal nedenleri vardır. Uzun yıllar boyunca kimliğinin, dilinin ve sembollerinin dışlandığını düşünen insanların kendilerini temsil ettiğini düşündükleri bir takımın başarısından heyecan duymaları son derece anlaşılırdır. Bugün de Amedspor’un Süper Lig’deki başarısı Kürt toplumunun geniş bir kesiminde olağanüstü bir moral yaratmış durumda.

20 Eylül 2026’da Beşiktaş’ı Diyarbakır’da 3-2 yenmesinin ardından Amedspor altı maç sonunda 13 puana ulaştı ve millî araya Süper Lig lideri olarak girdi. İşte benim asıl tartışmak istediğim mesele tam burada başlıyor.

Tehlikeli yanılgı: Futboldaki başarıyı siyasal zafer sanmak. Amedspor’un başarısı Kürt toplumunda giderek başka bir anlam kazanmaya başladı. Sanki Amedspor’un İstanbul’un büyük kulüplerini yenmesi, ligin zirvesine çıkması ve Türkiye futbolunun merkezine yerleşmesi, Kürtlerin ayrımcılığa karşı kazandığı siyasal bir mevziymiş gibi algılanabiliyor. Bence üzerinde en fazla düşünülmesi gereken nokta budur.

Çünkü burada ciddi bir kavram karışıklığı ortaya çıkmaktadır… Amedspor’un Beşiktaş’ı yenmesi, Kürt sorununun çözülmesi değildir. Amedspor’un Galatasaray’ı veya Fenerbahçe’yi yenmesi, Kürt halkının siyasal haklarının genişlediği anlamına gelmez. Amedspor’un Türkiye şampiyonu olması bile bir halkın siyasal statüsünde, dil haklarında, demokratik temsilinde veya kendi geleceğine ilişkin karar mekanizmalarında otomatik olarak bir değişiklik yaratmaz.

Futboldaki başarı bir spor etkinliğinin başarısıdır. Bunun yarattığı moral küçümsenmemelidir; fakat moral ile siyasal kazanım birbirine karıştırılmamalıdır.
Asıl yanılgı burada başlıyor. Bir halk, kendi takımının başarısını kendi siyasal özgürleşmesinin başarısı gibi görmeye başladığında, futbol gerçek sorunların önüne geçebilir. Ve tarih bize gösteriyor ki iktidarlar açısından en kullanışlı toplumsal mekanizmalardan biri tam da budur.

Yasaklamak yerine sahiplenmek:
Bir toplumsal hareketi etkisizleştirmenin tek yolu onu yasaklamak değildir.
Bazen yasaklanan bir sembol daha fazla güçlenir. Bazen baskı gören bir kimlik daha fazla dayanışma yaratır.

Bu nedenle iktidarların başka bir yöntemi daha vardır:
Sistemin içine almak. Normalleştirmek. Ehlileştirmek. Siyasal içeriğini azaltmak. Ve sonunda kendisi için tehdit olmaktan çıkarmak. Dün dışlanan bir sembol bugün kabul edilebilir hale getirilebilir. Dün “sakıncalı” görülen bir isim bugün televizyon ekranlarının vazgeçilmez unsuru olabilir. Dün deplasmanlarda sorun olarak görülen Amedspor, yarın Türk futbolunun “renklerinden biri” olarak sunulabilir.

Bunun tek başına kötü bir gelişme olduğunu söylemiyorum. Sorulması gereken başka bir şeydir:

Bu kabul, eşitliğin sonucu mudur; yoksa siyasal taleplerin futbol alanına hapsedilmesinin başlangıcı mıdır? “Bakın, artık sorun yok !” Entegrasyon siyasetinin en güçlü söylemlerinden biri şudur: “Bakın, artık sizi dışlamıyoruz.”
“Takımınız Süper Lig’de.”
“Maçlarınız televizyonda.”
“Diyarbakır’da büyük takımları yeniyorsunuz.”
“Demek ki artık ayrımcılık yok.”

İşte futbol bu noktada son derece güçlü bir siyasal vitrine dönüşebilir ve malesef dönüşmektedir. Amedspor’un yükselişi bir süre sonra şu mesajın üretilmesi için kullanılabilir: “Kürtler artık sistemin içerisindedir; dolayısıyla ortada çözülecek temel bir Kürt meselesi kalmamıştır.”

Bana göre üzerinde dikkatle durulması gereken ihtimal budur. Çünkü kültürel görünürlük ile siyasal eşitlik aynı şey değildir. Bir Kürtçe şarkının stadyumda çalabilmesi ile Kürt meselesinin çözümü aynı şey değildir. Tribünlerde Kürt kimliğinin görünür olması ile bir halkın siyasal taleplerinin karşılanması da aynı şey değildir. Futbol bunların yerine geçirilmeye başlanıyorsa, başarı olarak görülen şey zamanla bir entegrasyon mekanizmasına dönüşebilir.

Peki Amedspor devlet tarafından şampiyon mu yapılıyor?
Burada dikkatli olmak gerekir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin, hükümetin veya Türkiye Futbol Federasyonu’nun Amedspor’u bilinçli biçimde şampiyon yapmak amacıyla maç sonuçlarına müdahale ettiğini gösterecek doğrulanmış bir kanıt ortaya konulmuş değildir. Bu nedenle böyle bir şeyi bugün kesin bir gerçek olarak söylemek doğru olmaz. Ancak bunu yapmadıkları veya yapmayacakları anlamına da gelmez. Fakat mesele yalnızca maçların sonucuna müdahale edilip edilmediği değildir.

Asıl siyasal mesele şudur: Amedspor’un yükselişi hangi toplumsal anlatının içine yerleştiriliyor? Bu başarı Kürtlerin kendi kimliğini daha güçlü biçimde ifade etmesine mi hizmet edecek? Yoksa zaman içinde “Türkiye’nin ortak başarısı”, “kardeşliğin zaferi”, “sorunların aşıldığının göstergesi” gibi bir devlet söyleminin parçası haline mi getirilecek? Bu durumu yadsımak sömürgeciliği ve faşizmi anlamamak demektir.
Bunu bugünden bunu kestirmek hiç de abartı değildir.

Tarihsel deneyimler nedeniyle bu ihtimali sorgulamak gerekir. Amedspor sevilsin; fakat gerçekliğin yerine konulmasın. Benim / bizim itirazımız insanların Amedspor’u sevmesine değildir.

Amedspor kazansın.
Şampiyon da olsun.
Kürt gençleri tribünleri doldursun.
Amed’in adı dünyanın dört yanında duyulsun.
Bunların hiçbirinde sorun yoktur.

Fakat futbol sevgisi, halkın kendi gerçek sorunlarını görmesinin önüne geçmemelidir. Çünkü hiçbir şampiyonluk bir halkın özgürlüğünün yerine geçemez.
Hiçbir kupa siyasal hakların karşılığı değildir. Hiçbir lig liderliği eşitliğin ölçüsü değildir. Ve hiçbir futbol zaferi, tarihsel ve siyasal sorunları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Amedspor’un başarısının yarattığı sevincin en büyük tehlikesi, bu sevincin kendisi değildir. Tehlike, bu sevincin “biz kazanıyoruz, demek ki sorunlarımız da çözülüyor” düşüncesine dönüşmesidir. İşte bu büyük bir yanılgı olur.Amedspor bir direniş ve kimlik sembolü olarak doğmuşsa, onun gerçek anlamını korumanın yolu futbol sahasındaki başarıyı siyasal gerçekliğin yerine koymamak olmalıdır.

Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Amedspor yükselirken Kürt halkının siyasal bilinci de mi yükseliyor, yoksa bütün dikkat yavaş yavaş doksan dakikalık maçlara mı hapsediliyor? Bu sorunun cevabını skor tabelasında bulamayacağız. Çünkü futbol sahasında üç puan kazanabilirsiniz. Ama bir halkın tarihsel, demokratik ve siyasal haklarının hesabı puan cetveliyle tutulmaz. Buna rağmen Amedspor’ un başarılarını selamlıyoruz; Amedspor’u başarılarından dolayı kutluyoruz ve başarılarına seviniyoruz. Başarıların devamını diliyoruz.
29 Eylül 2026

Diğer Başlıklar

5 NO’LU ZİNDANIN’DA 1983 EYLÜL DİRENİŞİ! Hamit Baldemir

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi, yalnızca insanların kapatıldığı bir hapishane …

DÜNYA BARIŞ GÜNÜN”DE SAVAŞIN GÖLGESİNDE BARIŞI DÜŞÜNMEK! Hamit Baldemir

1 Eylül Dünya Barış Günü’nü bir kez daha kutluyoruz. Ne var ki insanlık, Dünya Barış …

15 AĞUSTOS 1984 BİR ULUSAL DİRİLİŞTİR! Hamit Baldemir

15 AĞUSTOS 1984 BİR ULUSAL DİRİLİŞTİR 15 Ağustos, Kürdistan’ın yakın tarihinde sıradan bir tarih değildir. …

”ÇERÇEVE YASA”YA ELEŞTİREL YAKLAŞIM! Silahsızlanma Ve Teslim Almam mı? Kürd Sorunun Demokratik ve Siyasal Çözümüne İlk Adım mı? Hamit Baldemir

”ÇERÇEVE  YASA”YA  ELEŞTİREL  YAKLAŞIM! Silahsızlanma Ve Teslim Almam mı? Kürd Sorunun Demokratik ve Siyasal Çözümüne …