Cuma , 25 Eylül 2026
Home / anasayfa / PEŞMERGE BİRLİĞİNİN KÜRD ULUSAL BİRLİĞİ AÇISINDA ANLAMI! Hamit Baldemir

PEŞMERGE BİRLİĞİNİN KÜRD ULUSAL BİRLİĞİ AÇISINDA ANLAMI! Hamit Baldemir

Kürt halkının yakın tarihinde kimi gelişmeler vardır ki, günlük politik gelişmelerin ötesinde ele alınmayı gerektirir. Güney Kürdistan’da KDP ve YNK’ye bağlı Peşmerge güçlerinin Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı çatısı altında yeniden örgütlenerek ortak bir komuta yapısına alınması da bunlardan biridir.
10 Eylül 2026’da Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge İşleri Bakanlığı, uzun yıllardır devam eden bir sürecin sonucunda 70 ve 80 Güçlerinin Bakanlık çatısı altında birleştirilmesi ve yeniden örgütlenmesi sürecinin tamamlandığını açıkladı. Ardından 21 Eylül’de Erbil’de yapılan resmî törende yeni yapılanma kamuoyuna ilan edildi. Buna göre birlikler tugaylar, tümenler ve iki bölgesel komutanlık biçiminde ortak bir komuta-kontrol sistemi içerisinde örgütleniyor.
Bu gelişmeye yalnızca askeri bir yeniden yapılanma olarak bakılırsa, taşıdığı tarihsel ve siyasal anlamın önemli bir bölümü gözden kaçar.
Çünkü sorun yalnız Peşmergenin nasıl örgütleneceği sorunu değildir. Sorun aynı zamanda Kürt siyasetinde parti, silahlı güç, kurumlaşma ve ulusal birlik arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağı sorunudur.

Bölünmüşlüğün tarihsel mirası

1991 Körfez Savaşı’nın ardından Güney Kürdistan’da yeni bir dönem başladı. Irak merkezi yönetiminin bölgedeki denetiminin büyük ölçüde ortadan kalkmasıyla Kürtler kendi yönetim kurumlarını oluşturmaya başladılar. 1992 seçimleri ve Kürdistan Parlamentosunun oluşturulması bu sürecin önemli adımlarıydı. Fakat ulusal kurumlaşmanın önünde ciddi sorunlar bulunuyordu.
KDP ile YNK arasındaki siyasi rekabet giderek sertleşti ve 1994’ten itibaren silahlı çatışmaya dönüştü. Kürtlerin “Brakujî”, yani kardeş kavgası olarak adlandırdığı bu dönem, yalnız binlerce insanın hayatına mal olmadı; Güney Kürdistan’ı siyasal, idari ve askeri olarak iki ayrı alana böldü.
Bir tarafta KDP’nin ağırlıklı olduğu Erbil-Duhok hattı, diğer tarafta YNK’nin ağırlıklı olduğu Süleymaniye bölgesi ortaya çıktı. 1998 Washington Anlaşması çatışmanın sona erdirilmesinde önemli bir dönüm noktası oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı kayıtları KDP ile YNK arasında yaklaşık beş yıl süren çatışmaların bu anlaşmayla sona erdirildiğini ve iki tarafın yönetimlerini birleştirme, şiddet yoluyla sorun çözmekten kaçınma ve ortak siyasi süreç geliştirme taahhüdünde bulunduğunu gösteriyor.

Fakat savaşın sona ermesi, savaşın yarattığı yapıların hemen ortadan kalkması anlamına gelmedi. Tam tersine, siyasal bölünmenin en kalıcı miraslarından biri askeri alanda ortaya çıktı. YNK’ye bağlı Peşmerge yapılanması zamanla 70 Güçleri, KDP’ye bağlı Peşmerge yapılanması ise 80 Güçleri adıyla anıldı. Bu rakamlar asker sayılarını ifade etmiyordu. İki ayrı askeri-komuta yapılanmasının tarihsel isimleriydi.
Böylece Güney Kürdistan’da ilginç ve aynı zamanda sorunlu bir durum ortaya çıktı: Bir parlamento, bir bölgesel yönetim ve ortak kurumlar oluşturulmaya çalışılırken, fiiliyatta iki büyük partinin ayrı Peşmerge ve güvenlik yapıları yaşamaya devam etti.
Hükümet birleşti ama silahlı güçler tam birleşemedi
2000’li yıllarla birlikte KDP ve YNK arasındaki ilişkiler önemli ölçüde normalleşti. İki ayrı yönetimin birleştirilmesi yönünde adımlar atıldı ve ortak Kürdistan Bölgesel Yönetimi oluşturuldu. Ancak siyasi ve idari birleşmenin askeri alandaki karşılığı aynı hızda gerçekleşmedi. Bunun nedenleri anlaşılabilir. Çünkü silahlı güç yalnız askeri bir örgüt değildir. Aynı zamanda iktidarın, güvenliğin ve siyasi etkinliğin en önemli araçlarından biridir. Bir siyasi partinin onlarca yıl boyunca denetlediği silahlı gücü ortak bir devlet veya bölgesel kurumun emrine bırakması, yalnız idari bir karar değil, önemli bir iktidar paylaşımı anlamına gelir.
Bu nedenle KDP ve YNK arasındaki en zor birleşme alanlarından biri Peşmerge oldu. 2014 yılında IŞİD’in Musul’u ele geçirmesi ve Güney Kürdistan sınırlarına kadar ilerlemesi, parçalı askeri yapılanmanın yarattığı sorunları daha görünür hale getirdi. Peşmerge güçleri IŞİD’e karşı çok ağır bedeller ödeyerek mücadele etti. Ancak aynı savaş sırasında koordinasyon, ortak komuta, silahlandırma, lojistik ve istihbarat alanlarındaki eksiklikler de tartışıldı. Bundan sonra Peşmerge reformu uluslararası güçlerin de doğrudan desteklediği bir süreç haline geldi.
ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı arasında ilk kez 2016’da oluşturulan işbirliği çerçevesi 21 Eylül 2022’de yenilendi. ABD Savunma Bakanlığının açıklamasına göre anlaşmanın temel hedeflerinden biri Peşmergenin profesyonelleştirilmesi ve Peşmerge Bakanlığının kurumsal yapısının güçlendirilmesiydi. Dolayısıyla Eylül 2026’da gelinen nokta, birkaç ay içerisinde alınmış ani bir kararın sonucu değildir. Yıllardır devam eden askeri, siyasi ve kurumsal bir sürecin ürünüdür.

Asıl mesele: Parti ordusundan ulusal kuruma geçilebilecek mi?

Burada asıl üzerinde durulması gereken noktanın bu olduğunu düşünüyorum.
Bir siyasi hareketin kendi silahlı gücünü oluşturması ile bir halkın veya siyasi-idari yapının ortak savunma kurumunu oluşturması aynı şey değildir. Parti silahlı gücü kendi siyasi örgütüne bağlıdır. Ulusal veya kamusal silahlı güç ise hangi siyasi parti iktidarda olursa olsun ortak kuruma bağlı olmak zorundadır.

Peşmerge açısından tarihsel mesele de budur.

Bir Peşmerge kendisini öncelikle KDP Peşmergesi veya YNK Peşmergesi olarak mı görecektir? Yoksa siyasi görüşü ne olursa olsun kendisini Kürdistan Bölgesinin ortak Peşmerge gücünün mensubu olarak mı görecektir? Eylül 2026’daki reformun gerçek anlamı bu soruya verilecek cevapta ortaya çıkacaktır.
Peşmerge Bakanlığı artık 70 ve 80 Güçlerinin birleşik komuta-kontrol sistemi altında yeniden örgütlendiğini açıklıyor. Başkan Neçirvan Barzani ise 21 Eylül’de yaptığı konuşmada bu sürecin yalnız örgütsel bir değişiklik olmadığını; emir-komuta, eğitim, terfi, disiplin ve askeri doktrin açısından da birlik gerektirdiğini vurguladı. Bu nedenle bugünkü gelişmeyi bitmiş bir süreç olarak değil, yeni bir sürecin başlangıcı olarak değerlendirmek daha doğru olur.
Çünkü tabelaların değiştirilmesi kolaydır.Asıl önemli olan zihniyetin ve bağlılık ilişkilerinin değişmesidir.

Kürt ulusal birliği açısından mesele

Kürt halkının tarihsel sorunlarından biri yalnızca üzerinde yaşadığı toprakların dört devlet arasında bölünmüş olması değildir. Aynı zamanda Kürt siyasi hareketlerinin kendi aralarındaki parçalanmışlığı da önemli bir sorun olmuştur.
Kürtler farklı devletler, farklı tarihsel, sosyal koşullarda ve farklı siyasi gelenekler içerisinde örgütlendiler. Bu nedenle bütün Kürt siyasi hareketlerinin aynı ideolojiye, aynı örgütlenme anlayışına veya aynı siyasi programa sahip olması zaten mümkün değildir.

Ulusal birlik de böyle anlaşılmamalıdır.

Ulusal birlik herkesin aynı düşünmesi değildir. Ulusal birlik, farklılıkların varlığını kabul ederek ortak ulusal çıkarlarda birlikte hareket edebilme yeteneğidir. KDP ile YNK bunun önemli bir örneğini oluşturuyor. Bu iki hareketin tarihleri, sosyal yapısı, örgütsel gelenekleri, siyasi ilişkileri ve bölgesel dayanakları farklıdır. Üstelik geçmişte birbirleriyle savaşmışlardır.
Buna rağmen bugün her iki yapıya bağlı Peşmerge güçlerinin ortak bir bakanlık altında birleştirilmesi, eğer uygulamada da gerçekleşirse, şu düşünceyi güçlendirebilir:

Siyasi farklılık silahlı bölünmeyi zorunlu kılmamalıdır.

Kürtler farklı partilerde örgütlenebilirler. Farklı ekonomik programlara sahip olabilirler. Farklı diplomatik ilişkiler geliştirebilirler. Birbirlerini eleştirebilirler.
Seçimlerde birbirleriyle yarışabilirler. Fakat ortak ulusal kurumlar üzerinde uzlaşabilirler. Ulusal kurumlaşmanın temel mantığı da budur. Ya da ulusal birliğin diyalektiği budur.

Dört parça açısından anlamı

Peşmerge birliğini değerlendirirken abartılı sonuçlara varmamak gerekir.
Bugün gerçekleşen olay dört parça Kürdistan’ın askeri güçlerinin birleşmesi değildir. Rojava’daki güçler bu yapının içinde değildir. Kuzey Kürdistan’daki veya Doğu Kürdistan’daki siyasi-askeri örgütler bu komuta yapısının parçası değildir. Dolayısıyla buradan hareketle “ortak Kürt ordusu kuruluyor” biçiminde bir sonuç çıkarmak mevcut olgularla desteklenmez. Fakat olayın dört parça açısından başka bir anlamı olabilir. Bu da ortak kurum oluşturma deneyimidir.
Kürt ulusal hareketleri açısından belki de gelecekte üzerinde daha fazla düşünülmesi gereken meselelerden biri budur. Dört parçadaki Kürt siyasi güçlerinin tek bir parti olması gerekli değildir. Bunun gerçekçi olduğunu düşünmüyorum ve sosyolojik ve bilimsel anlamda doğru bulmuyorum. Fakat ulusal sorunlar konusunda ortak politikalar geliştirmek, ortak diplomatik mekanizmalar kurmak ve birbirleriyle çatışmayı reddeden ilkeler üzerinde anlaşmak başka bir meseledir.
Güney Kürdistan’daki deneyim başarılı olursa, bunun yaratabileceği en büyük katkı ve siyasal moral; farklı Kürt siyasi hareketleri, örgütsel bağımsızlıklarını koruyarak ortak ulusal kurumlar oluşturabilirler! Bence Peşmerge birleşmesinin dört parça açısından en önemli düşünsel ve moral boyutlarından biri bu sorudur. Bunun başarılması, Kürd ulusu için tarihsel anlamda öneme sahiptir. Büyük bir gelişmedir.

Uluslararası ve bölgesel boyut

Burada başka bir gerçeği de gözden kaçırmamak gerekir. Güney Kürdistan boşlukta yaşamıyor. Türkiye, İran, Irak, Suriye, ABD ve diğer uluslararası güçlerin çıkarlarının kesiştiği son derece karmaşık bir coğrafyada bulunuyor.
Bu nedenle Peşmergenin birleşmesi yalnızca Kürtlerin kendi iç meselesi olarak görülemez.
ABD ve uluslararası koalisyon uzun yıllardır Peşmerge reformuna destek veriyor. ABD Savunma Bakanlığının 2022 mutabakatı bu desteğin IŞİD’le mücadele ve Irak güvenlik sistemi içerisinde profesyonel Peşmerge güçlerinin geliştirilmesi çerçevesinde yürütüldüğünü açıkça ortaya koyuyor. 21 Eylül 2026’daki birleşme törenine Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığı Ofisi Direktörü Abdül Emir el-Şemmari’nin de katılması dikkat çekicidir. Kürdistan Bölgesel Yönetiminin resmî açıklamalarında da Peşmerge, Irak’ın genel savunma sistemi içerisinde anayasal bir güç olarak tanımlanmaktadır.

Bu durum bize başka bir gerçeği gösteriyor:

Güney Kürdistan’daki ulusal kurumlaşma süreci, aynı zamanda Irak devletiyle ilişkilerin yeniden tanımlanması sürecidir. Bu ilişkide bütçe, petrol, tartışmalı bölgeler, Kerkük, güvenlik, Peşmerge maaşları ve federal yetkiler gibi çözülmemiş birçok sorun bulunuyor. Dolayısıyla güçlü ve kurumsallaşmış bir Peşmerge yapısının Erbil-Bağdat ilişkileri üzerindeki etkisi de önümüzdeki dönemde dikkatle izlenmelidir.

Gerçek birleşmenin ölçüsü nedir?

Bugün resmî açıklamalara bakarak Peşmerge birleşmesinin tamamlandığını söylemek mümkündür. Fakat sosyal ve siyasi açıdan başka bir soru sormak gerekir: Fiili birleşme tamamlandı mı? Bunun cevabını bugün tam olarak vermek mümkün değildir. Bunu zaman gösterecektir.
Ölçüsü de çok basittir:
Bir gün KDP ile YNK arasında ciddi bir siyasi kriz ortaya çıktığında Peşmerge birlikleri nasıl davranacaktır? Bakanlığın emrine mi uyacaklardır? Yoksa eski parti bağlılıkları yeniden mı devreye girecektir? Komutanların atanması gerçekten ortak kurumsal mekanizmalarla mı yapılacaktır?
Maaş, silah, lojistik, eğitim ve istihbarat merkezi sistem üzerinden mi yürütülecektir? Erbil ve Duhok’taki birliklerle Süleymaniye ve Halepçe’deki birliklerin personeli zamanla birbirine karıştırılacak mıdır? Bunlar teknik sorular gibi görülebilir. Fakat bunlar aslında tarihsel, sosyal son derece siyasi sorulardır. Çünkü gerçek birlik, aynı üniformayı giymekten önce aynı kurumsal otoriteyi kabul etmektir.

Sonuç

Kürt halkı tarih boyunca yalnız dışarıdan gelen baskıların değil, iç bölünmelerin de ağır bedellerini ödedi. Güney Kürdistan’daki 1990’lı yılların kardeş kavgası bunun yakın tarihteki en acı örneklerinden biridir. Bu nedenle bugün KDP ve YNK’ye bağlı olarak gelişmiş iki ayrı askeri geleneğin ortak Peşmerge Bakanlığı altında bir araya getirilmesi yalnız askeri bir reform olarak görülmemelidir. Bu gelişme aynı zamanda geçmişten çıkarılan derslerin ne ölçüde kurumsal yapılara dönüştürülebileceğinin sınavıdır.
Kürt ulusal birliği açısından mesele KDP ile YNK’nin birbirine dönüşmesi değildir. KDP KDP olarak, YNK YNK olarak kalabilir. Aynı şekilde Kürdistan’ın diğer parçalarındaki siyasi hareketler de kendi örgütsel ve düşünsel farklılıklarını sürdürebilirler. Asıl mesele, bu farklılıkların Kürtlerin ortak ulusal çıkarlarının önüne sürekli olarak geçirilip geçirilmeyeceğidir.

Bir halkın ulusal birliği tekçilik üzerine kurulamaz.

Farklılık içinde ortaklaşmayı başarabilmek üzerine kurulabilir. Güney Kürdistan’daki Peşmerge birleşmesi eğer gerçek anlamda kurumsallaşırsa, bunun tarihsel anlamı belki de burada ortaya çıkacaktır. Parti ya da aşiret ordularından ortak ulusal kuruma geçiş… Silahlı rekabetten siyasal rekabete geçiş… İç çatışma kültüründen ortak kurum kültürüne geçiş… Bütün bunların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bugünden kesin olarak söylemek mümkün değildir.
Ancak 2026 Eylül”ün de atılan adım, Kürt siyasetinin önüne önemli bir soru koymuştur: Farklılıklarımızı koruyarak ortak bir ulusal irade ve ortak kurumlar yaratabilecek miyiz? Bugünkü Peşmerge birleşmesinin tarihsel ve siyasal önemi, belki de en fazla bu soruda düğümlenmektedir. Farklıklarımızı koruyarak bir ulusal birlik ve kurumlarının yaratabiliriz. Doğru olan budur! Başka seçeneğimiz yoktur ve olamaz. Ulusal bilinç bunu tarihsel ve ertelenmez bir görev olarak önümüze koyuyor.24.09.2026

Diğer Başlıklar

15 AĞUSTOS 1984 BİR ULUSAL DİRİLİŞTİR! Hamit Baldemir

15 AĞUSTOS 1984 BİR ULUSAL DİRİLİŞTİR 15 Ağustos, Kürdistan’ın yakın tarihinde sıradan bir tarih değildir. …

”ÇERÇEVE YASA”YA ELEŞTİREL YAKLAŞIM! Silahsızlanma Ve Teslim Almam mı? Kürd Sorunun Demokratik ve Siyasal Çözümüne İlk Adım mı? Hamit Baldemir

”ÇERÇEVE  YASA”YA  ELEŞTİREL  YAKLAŞIM! Silahsızlanma Ve Teslim Almam mı? Kürd Sorunun Demokratik ve Siyasal Çözümüne …

SON BİR YILDA (2026) ORTA-DOĞU VE KÜRDİSTAN’ DA DURUM! Hamit Baldemir

SON BİR YILDA (2026) ORTA-DOĞU VE KÜRDİSTAN’ DA DURUM! Hamit Baldemir 2026 Yılında Orta Doğu’da …

EMPERYALİST YENİDEN PAYLAŞIM SİLAHLANMA VE YENİ SAVAŞ DÜZENİ 7–8 TEMMUZ 2026 ANKARA NATO ZİRVESİ! Hamit Baldemir

7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, sıradan bir askerî ittifak toplantısı olarak değerlendirilemez. …