Cumartesi , 3 Aralık 2022
Home / anasayfa / MARKSİZM VE HAYVAN ÖZGÜRLEŞMESİ ÜZERİNE-1- Roza SOR

MARKSİZM VE HAYVAN ÖZGÜRLEŞMESİ ÜZERİNE-1- Roza SOR

Marksizm ve Hayvan Özgürleşmesi Üzerine – 1

İlk bakışta Marksizm ve hayvan özgürleşmesi pek ortaklığı olmayan iki şey gibi görünür. Ne Marksizm özel bir hayvan sevgisi ile meşhurdur ne de hayvanseverler işçi sınıfının özgürleşmesi ve
sosyalist bir toplum inşasına verdikleri katkıyla.

Aksine, klasik Marksizm ağırlıklı olarak otonomist-anarşist görüşe sahip hayvan hakları aktivistlerine pek az cazip gelir; fazlasıyla basitleştirilmiş bir kuram ve sosyalist rejimlerin çöküşü ile
köhneleşmiş, otoritaryen bir ideoloji olarak görülür. Her ne kadar kapitalizm eleştirisi ve emek mücadelesinin lügatı (‘yoldaş,’ ‘sınıf’) radikal solda yeniden popülerlik kazanıyor olsa da geleneksel
Marksistlerin mücadele içinde nasıl konumlandırılacağı belirsizdir. Marksistler çoğunlukla hayvanlardan açıkça nefret eden ve yalnızca ekonomiden konuşan ve ızgara sosislerinden vazgeçmek istemeyen, incelikten yoksun küçük burjuvalardan ayrıştırılamaz insanlar olarak görülürler.

Marksistlere gelince onlar da hayvan özgürleşmesi aktivistlerini pek takdir etmezler; onları kilit meselelere odaklanmak yerine ihmal edilebilir davalara kendilerini adayan tuhaf çileciler ve
burjuva ahlakının savunucuları olarak görürler. Sınıf mücadelesi için eylemlere ve ittifaklara katılmaları ancak ‘hayvan deliliklerini’ kapıda bırakmaları beklenir. Birçok yoldaş hem hayvanların hem
insanların sömürüden ve baskıdan özgürleştiği bir toplumu düşünürken soğuk terler döker; zira bu etten ve peynirden vazgeçmeleri anlamına gelir. Dahası Friedrich Engels insan medeniyeti tarihinde et tüketiminin önemini anlamayan ve en iyi ihtimalle ütopyacı sosyalistler olan “Herren Vegetarianer” ile çoktan dalga geçmiştir bile.

Buna rağmen biz bu karşıtlığı reddediyor, Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından geliştirilmiş tarihsel materyalist analiz, toplumsal eleştiri ve buna mukabil olan siyaset ile, hayvanları toplum tarafından üretilen acılardan özgürleştirme çağrısının, birbirine muhakkak bağlı olduklarına inanıyoruz. Bir yandan hayvan özgürleşmesi talepleri, hayvanların sömürüsünün gerçekleştiği tarihsel olarak belirli koşulları ve onun
sonlandırılması için gerekli toplumsal değişiklikleri analiz etmedikçe, ahlakçı talepler olarak kalıyor. Diğer yandan da yönetici sınıfın kâr elde etmek için yalnızca sınıf mücadelesinde ezilen sınıfları değil aynı zamanda hayvanları (ve doğayı) sömürdüğünü dikkate almayan her Marksist toplum eleştirisi de yetersiz kalmaya mahkûm.

Ücretli işçilerin ve hayvanların sömürüsü tarihsel gelişimleri bakımından niteliksel farklar barındırabilir ve günümüzde her iki sömürünün de üretim araçlarıyla olan ilişkileri de birbirinden farklı. Bütün bu farklılıklara rağmen, işçi sınıfı ve hayvanların, yönetici sınıfın karşısında aşağılanan, ezilen, yüzüstü bırakılan özneler olarak ortak bir tarihi vardır: Bu ortak tarih içinde birisi (işçi sınıfı) kurtuluşun öznesi iken, diğeri (hayvanlar) onun nesnesi olurlar. Dolayısıyla, hayvan özgürleşmesi fikri toplumun tarihsel materyalist eleştirisini inkâr ettikçe tutarsız kalır. Aynı zamanda bugün, Marksizm, hayvan özgürleşmesinin güncel Marksist kurama ve siyasete içkin olması gereğini reddettiğinde de tutarsızdır. İlk olarak, üretici güçlerin gelişimindeki mevcut aşama bu özgürleşmeyi yalnızca mümkün değil, aynı zamanda gerekli kılıyor. İkinci olarak, toplumsal olarak üretilen ve nesnel olarak önlenebilir sömürü, tahakküm ve acının olmadığı bir dünya yaratmayı amaç edinen herkes hayvanların acılarını tanımak ve bu acıların sona erdirilmesi için çabalamak zorundadır.

Kaynak: Marksizm ve Hayvan Özgürlüğü Birliği

Diğer Başlıklar

ÖLÜMSÜZLERİMİZİN İZİNDE KAVGAYI BÜYÜTELİM! KKP

Ölümsüzlerimizin İzinde Kavgayı Büyütelim şairiyle gerçekleşen anma gecesine KKP İsviçre örgütü davet edildi.  KKP Anma …

SOLCU MONOLOGLAR! Necati GÜLER

Solcu Monologlar sürmanşeti ile Necati Güler öykü tadında yazılar yazıyor. Kendi sosyal medyasında mütevazi bir …

DERSİM SOYKIRIMI ASLA UNUTULAMAZ! Erdal YILDIRIM

Denge Kürdistan Yayın Kollektifi olarak Erdal Yıldırım’ın Çatlağını bulan yazılar kitabında yayınlanan bu yazı 2016 …

ULUSAL SORUNA DAİR! HAMİT BALDEMİR

Ulusal Soruna Dair “İnsanın düşüncesini belirleyen toplumsal yapılarıdır. İnsanın düşüncesi toplumsal yapıyı belirlemez“. Yani hangi …