Pazartesi , 26 Eylül 2022
Home / Dünya / PUTİN YANILDI VE YANLIŞ HESAP KİEV’DEN DÖNER Mİ? Necati Güler

PUTİN YANILDI VE YANLIŞ HESAP KİEV’DEN DÖNER Mİ? Necati Güler

Ukrayna: Putin Yanıldı da Yanlış Hesap Kiev’den Döner mi?

Tarih, özellikle de saldırı ve işgal savaşları başlatıp, pirince giderken evde ki bulgur’dan olunan örneklerle doludur. Napolyon, 1. Paylaşım savaşını başlatan Almanya, Kafkasya seferine çıkan İttihaçı Enver, 2. Paylaşım ve SSCB ni imha etme savaşını başlatan Hitler Almanyası, ABD’nin ve ortaklarının Vietnam, Kore, Irak, Afganistan işgalleri… SSCB nin Afganistan işgali… Bunlar akıllarda kalanlardan bazıları…

Tarihçiler, jeopolitik strateji uzmanları ve savaş kurmayları bütün bu kaybedilen savaşların, yaşanan hezimetlerin sebeplerini, hesap hatalarına bağladılar; Düşmanı küçümsemek, coğrafi koşulları dikkate almamak, araziyi tanımamak, halkların direniş gücünü hesaplayamamak ve daha birçok sebep…

Aktüel olarak, halihazırada 6. gününde olan ve devam eden Ukrayna’ya yönelik Rusya işgal saldırısı için de çok yönlü, çok olasıklı değerlendirmeler yapılyor. Bir kesim, Putin’in daha şimdiden savaş’ı kaybettiğini söylerken, diğer kesim herhangi bir sonuç çıkarmak için daha erken olduğunu, Putin’in devlet yönetimindeki deneyimlerini de referans göstererek, Rusya’nın bütün potansiyelini henüz sahaya sürmediğini ve bu nedenle şimdiden savaş’ın kaybeden tarafını kesin bir şekilde ilan etmenin doğru olmayacağını söylemektedir.

Bu satırların yazarı ne tarihçidir, ne de savaş uzmanıdır. Savaş’ın teknik yönü, yarattığı maddi ve insan kayıpları konusunda pek fazla fikir yürütecek değilim. Ama, savaş’ın politik ve ahlaki anlamda kaybedenlerinin saldırı ve talan savaşlarının başlatıcıları olduğunu çok rahatlıkla ve çok emin olarak şimdiden söyleyebilirim.

İnsanlık, er ya da geç bütün yağmacı, işgalci, haksız emperyalist savaşları ve kırımları mahkum etmiş ve başlatıcılarını lanetleyerek tarihin kara sayfalarına kaydetmiştir. Onlar’ın savaş dehası olması, korkusuz olması veya korkutucu olmalarının netice de hiçbir önemi olmamıştır, olmayacaktır…

Yoksullar, emekçiler, kadınlar. çocuklar, savaştan çıkarı olmadığı halde canını, evladını, malını ve evini kaybeden insanlar…. Bunlar da her emperyalist savaş’ın kaybedenleridir…

Bu genel girişten sonra şimdi, Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı saldırı savaşının bazı yönlerini ele alıp nedenleri ve sonuçları hakkında bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Son günler’in en popüler sorusu; “Putin oyuna mı geldi ya da hesap hatası mı yaptı”

Sorunun cevabını şimdiden tahmin etmek zor. Ama bir hesap hatası veya oyuna gelme gibi bir durum olduğunu zannetmiyorum. Savaş’ın, Ukrayna halkı, askeri kuvvetleri veya politik güçleri üzerinde yaratacağı etkiyi yanlış hesaplamış olabilir. Aynı zamanda; Uluslararası tepkileri hesaplarkende hatalı hesaplar yapmış olabilir ama böylesine derin tecrübelere sahip bir Rus devlet aklının olası riskleri hafife alacağını ve tek planlı bir savaş kurgusu yapacağını düşünmekte çok mantıklı gelmiyor bana… Rusya’nın bu savaşı planlarken: a, b, c, d, e…. gibi bir çok planı da yaptığı kesindir. Aynı şey, Ukrayna, ABD, AB ve NATO içinde geçerlidir… Netice de bu savaş, her ne kadar Ukrayna toprakları üzerinde yaşansa da esasen bir NATO RUSYA savaşıdır.

Benim, Rusya/Putin’in böylesine bir savaşı başlatmayı göze almasının arka planına dair değerlendirmelerime gelince; Batı emperyalist bloku içinde rol paylaşımları 75 yıldır şu veya bu şekilde belirlenmişti. Buna göre; ABD askeri güç olarak Dünya polisliĝini yürütecek, diĝer empryalistler de NATO paktı içerisinde üye olarak ABD’ye askeri üsler verecek ve ABD’yi finanse edecek. Son zamanlarda Almanya ve Fransa bu işbölümüne itirazlar yükseltiler. AB’nin ekonomik gücüne denk, kendi silahlı gücünü oluşturmak istediler. Her ne kadar bu savaşla bir süreliĝine ertelenmiş olsa da ileride tekrar gündeme gelecektir. Detaylar için:

Batı emperyalist bloku içerisinde işbölümü meselesi az çok çözülmüş gibi iken diğer taraftan Asya da form alan yeni emperyalist blok ( şangay beşlisi) içerisinde, kimin hangi rolü üstleneceği meselesi tam olarak yerli yerine oturmamıştı. Rusya, bu blok’un askeri vurucu gücü olmaya talip ve bunu çoktandır açıkça da ortaya koyuyor . Afganistan travması üzerinden 40, SSCB’nin çökmesi ve Kızıl Ordunun Sosyalizmi savunamadan teslim olmasının üzerinden 30 yıl geçti. Afganistan yenilgisi ve SSCB!nin çöküşü, Kızıl Ordunun devamı ve altı yapısı üzerinden kendini inşa eden Rusya Federasyonu ordusunun savaş gücü üzerinde moral ve motivasyon açısından çok yıpratıcı etkisi oldu. Yugoslavya ve Libya’da seyirci kalmasının arkasında bu travmanın yarattığı özgüven ve ekonomik yetersizlikler vardı.

Bugün, bu durum artık değişti. Rusya ekonomisi çok ileri olmasa da büyük ölçüde toparlandı. Doğal gaz ve Petrol fiyatlarının yükselmesi, kömürle çalışan ve bir çok ülke de nükler enerji santrallerinin artık devre dışı bırakılması sonucu, Dünya’nın doğal gaz’a giderek aratan bağımlılığı sayesinde geniş pazarlara sahip olmasından kaynaklı girdiler Rusya ekonomisini güçlendirdi. Bunun sonucu olarak Rusya ordusunu modernize etti ve yıllardır çok sayıda yeni silah sistemleri geliştirdi. Askeri ve uzay teknolojileri alanında ABD ile yarışırken diĝer teknolojik alanlarda fazla ilerleyemedi, hatta geriledi. Makina, dijital teknoloji vb. … Bu alanlarda da, şangay beşlisi içerisinde olan Çin ve Hindistan önemli gelişmeler saĝladılar…

Rusya; Suriye, Libya, Karbaĝ ve en son da Kazakistan’da yaptıĝı müdahalelerle modernize edilmiş ordusunun operasyonel yeteneğini geliştirme ve test etme fırsatı buldu. Bugüne kadar yaptığı bütün testler de başarılı da oldu. Şimdi, daha büyük ve daha riskli bir operasyona girişti. Burada, daha önce deneme imkanı bulamadıĝı başka silah sistemlerini, hava ve deniz gücünü görücüye çıkardı yada çıkaracak. Şimdi, sadece Ukrayna’ya karşı değil, ABD’nin başını çektiği bir bütün olarak Batı emperyalist blokuna karşı savaşıyor. Hem silahlarının etki gücünü hemde ekonomisini ve insan kaynaklarının dayanma gücünü test ediyor. Başarsın başarmasın, bu potansiyelininin ve gerekirse Nükler bir savaşı da göze alabilecek cesarete sahip bir politik iradesinin olduğunu dünyaya ispat etti.

ABD ve NATO da birçok yerde başarısız oldular. Irak, Libya, Afganistan….Ama ABD, batı için hala askeri anlamda koruma saglayan güç..

Rusya burada istediği sonçları, istediği zaman içinde alamasa da, -ki bu hiç bir zaman bire bir gerçekleşemez- hatta yara almış olarak zararlı çıksa da, Çin’den alacaĝı destekleri garantiledi. Çünkü esas gürültü, Çin hindinde koptu kopacak. Tayvan meselesi de Çin’in Ukraynasıdır. Çin, orada Rusya ve Kuzey Korey’nin askeri gücüne ihtiyaç duyacaktır. Aynı durum, Kuzey Afrika ve Latin Amerika ülkeleri içinde geçerli….

Kuzey, Orta, Batı ve Doğu Afrika’da son yıllarda Çin ve Rusya’nın etki alanlarının giderek genişlediğini izliyoruz. Çin, ekonomik yatırımlarla Afrika’nın birçok ülkesin de pozisyonunu güçlendiriken Rusaya’da Libya’dan başlayarak, Mali, Etopiya gibi ülkeler bağlamında Resmi ve Wagner gibi yarı resmi askeri birlikleriyle bölgeye girmiş durumda. Rusya ve Çin’den cesaret alan Afrika ülkelerinde Batıya karşı tarihten gelen negatif deneyimlerden de kaynaklı tepkiler var ve bunlar giderek daha da yükseliyor. Etiyopya’nın Tigray savaşında ABD ve Batıya rağmen Rus ve Türk silah sistemleriyle Tigrayı yenilgiye uğratması, Mali’de askeri yönetim’in Fransa, BM ve Batı’nın askeri misyonlarının görevlerine son vermek istemesi. Fransa ve Batı’nın itirazlarına rağmen Rus Wagner güvenlik şirketi ile çalışmaya karar vermesi gibi gelişmelerin artarak devam edeceğini öngörebiliriz. Libya’da Wagner ile Hafter işbirliği, Burkina Faso’da kendilerini Thomas Sankara’nın takipçileri olarak ilan eden genç askerlerin hükümeti devirip iktidarı ele alması, Gine Bisau’da başarısızlığa uğrayan askeri darbe girişimlerinin de ABD ve Batı sömürgeci güçlerine rağmen yaşandığını hatırlatmakta yarar var…

Latin Amerikya bakacak olursak, orada da ABD’ye karşı birçok yurtsever küçük burjuva önderlikli yönetimin Çin’in ekonomik gücüne ve Rusya’nın Askeri gücüne güvenerek ABD’ye kafa tuttuklarını görebiliyoruz. Küba, Nicaragua, Venezuella, Arjantin, Bolivya ve daha başka ülkelerinde Çin’e ve Rusya’ya göz kırpmaları, Çin’in ekonomik gücüne ve Rusya’nın da kendilerini koruyacak Askeri gücüne duydukları güven eğiliminin giderek güçlendiğini göstermektedir.

Yüzyıllardır ABD ve Batının sömürgeciliğinin altında inleyen bütün bu ülkeler, ya eskisi gibi ABD ve Batı’nın dayattığı koşullar altında seçeneksiz olarak yaşamayı, ya da Rusya’nın ve Çin’in kendilerine sunduğu Kötü’nün iyisi koşulları kabul edecekler. Anlaşılıyor ki, Rusya bu ülkelere; “sizi savunabilirim” mesajını vermek için de Ukrayna savaşına girişti…

Bana göre, Dünyanın geleceği artık bu iki kabadayı’nın kavgaları ve onların taraftarlarının arasındaki çekişmelere sahne olacak. Onlar, Ringe çıkacak, Dünya giriş bileti alarak, sponsorluk yaparak, onların ürettiği kavga malzemelerini satın alarak ve de borsalarda bahis oynayarak onları finanse edecek.

Yani Putin’in, Nazileri temizleme, barışı sağlama anlatısı, savaşı meşrulaştırma propogandasından başka bir şey değildir. NATO’nun, sınırlarına gelerek Rusya’nın güvenliğini tehdit ettiği gerekçesi de haklı olabilir ama yeterli değil. Zira, Ukrayna’nın NATO’ya alınma durumu NATO‘nun 5. maddesince sözkonusu değildir. Ukrayna, NATO’ya girse bile Rusya ile sınırı olan ilk NATO üyesi olmayacaktır. Rusya, hali hazırda karadan Estonya ve Letonya, denizden ise Romanya ve Bulgaristan ile zaten NATO üyesi ülkelerle komşu olmuş durumda. Yani Ukrayna, NATO’ya girmesiyle tehdit artar ama bu sadece var olan tehdit ve tehlikenin dozunun biraz daha artmasına yol açar. Sadece bunun için böylesine sonucu öngörülemeyen bir savaşı göze alacak kadar hesap hatası yaptığını düşünmüyorum Putin ve Rusaya yönetiminin…

02 Mart 2022

Necati Güler

Diğer Başlıklar

”KÜRTLER ÖLECEK; BARIŞ, ÖZGÜRLÜK VE MUTLULUK GELECEK” Heybet AKDOĞAN

//Kürtler ölecek; barış, özgürlük ve mutluluk gelecek// Yüzleştikçe kendinden kaçan, kaçtıkça; sosyal, ekonomik, politik ve …

PERVİN BULDAN’IN YANLIŞI! Mehmet AKKAYA

PERVİN BULDAN’IN YANLIŞI Mehmet Akkaya Geçen haftasonu bir grup arkadaşla birlikte HDP’nin Kartal’da (İstanbul, 7 …

GİDİŞİN BİR UZUN ÖYKÜDÜR ÜSTAD! Heybet AKDOĞAN

GİDİŞİN BİR UZUN ÖYKÜDÜR ÜSTADKapitalizm toplumu katılaştırır, duyarsızlaştırır ve herkesi rutinleştirir. Kapitalizm için önemli bir …

YASAKLI “MUNZUR KÜLTÜR ve DOĞA FESTİVALİ’NİN” BANA HATIRLATTIKLARI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ! Heybet AKDOĞAN

YASAKLI “MUNZUR KÜLTÜR ve DOĞA FESTİVALİ’NİN” BANA HATIRLATTIKLARI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİElazığ’ın, Kovancılar ilçesinde doğup, büyüdüm.Büyümeye başladığım …