Cumartesi , 20 Nisan 2024
Home / Güncel / DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den birlikte mücadele çağrısı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den birlikte mücadele çağrısı

HDP Eş Başkanı Serpil Kemalbay ve milletvekilleri tarafından karşılanan KESK, DİSK, TMMOB ve TTB başkan ve eşbaşkanları, nöbete desteklerini iletirken, birlikte mücadelenin önemine vurgu yaptı.
Ziyarette konuşan HDP Eş Başkanı Serpil Kemalbay, Türkiye’de sınıf, emek ve demokrasi mücadelesinin en önemli aktörlerinin, bugüne kadar gerçekleşmiş kazanımlarda büyük emeği olan TTB, TMMOB, KESK ve DİSK’in aralarında olduğunu belirterek şunları ekledi: “Burada olduğunuz için, nöbetimize güç kattığınız için teşekkürler. Türkiye’nin ne kadar kritik bir dönemden geçtiğini hepimiz görüyoruz. AKP-Saray iktidarı faşizm yolunda ilerliyor. Epeyi bir yol aldığını hepimiz görüyoruz ve bunu kaygıyla izliyoruz. Ancak elbette izlemekle kalmıyoruz. Bu ülkenin demokrasi güçleri olarak bir araya gelerek faşizmi birlikte durduralım istiyoruz. Bunun için mücadeleyi yükseltiyoruz. Bu mücadele hepimizin omuzlarında önemli bir görev. Bir demokrasi sınavı ile karşı karşıyayız bu sınavı hep birlikte kazanacağı diye düşünüyoruz.
Türkiye’de işinden ekmeğinden olan yüz elli bini aşkın emekçi var. Büyük bir acı yaşıyorlar. Akademisyenler, kamu emekçileri sivil bir ölüme mahkum edildiler. Türkiye büyük bir rantın, talanın da mağduru. Her gün tarih, doğa, canlılar yağmalanıyor. Hasankeyf’te, Dersim’de, Botan’da olduğu gibi.
Bu yıkıcı faşist düzene dur diyen herkes bizim için çok kıymetli. Yan yana gelen, gücünü birleştiren bütün demokrasi güçlerine selam olsun diyoruz.”
Kemalbay’dan sonra söz alan TTB Başkanı Raşit Türkel ise, Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini belirtti. Sağlık alanında 14 yıldır ciddi bir yıkımın içinde yaşadıklarını dile getiren Türkel, “TTB olarak sağlık hakları mücadelesini bütün olumsuz koşullara, neo-liberal koşullara rağmen sürdürüyoruz.
Bir darbe girişimi sonrası ülkemiz önemli bir eşiğe geldi. Darbe ile mücadele etmenin çok fazla seçeneği vardı. Demokratik yöntemlerin kullanılması söz konusuydu ancak yapılan temel hak ve özgürlüklerin askıya alınması oldu. KHK’lerle ülkemiz yönetilmeye başlandı. Bir baskı, tutuklama, ihraç etme süreci yaşandı. Temel hak ve özgürlüklerin askıya alınması sonucunda geldiğimiz nokta bütün demokrasi güçlerinin bir arada mücadele içerisinde olmasının gerekli olduğunu gösteriyor. Bütün demokrasi güçleri olarak bir yıldan fazladır sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz.
Son 1 yıl içerisindeki bu antidemokratik uygulamaların giderek artmasının bir sonucu da emeğin hakkının gasp edilmesi, ihraç edilenlerin ya işsiz kalması ya da ucuz iç gücü olarak çalışmak zorunda olması oldu. Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni milyonların talebini dile getirdiği için, milyonların talebini burada birlikte ifade etmesini önümüze koyduğu için çok önemli buluyorum. Öncelikli olarak Türkiye’nin OHAL koşullarından çıkmasını istiyoruz. Adaletin, demokrasinin, laikliğin ön planda olduğu bir ülkede yaşama arzumuzu ifade ediyoruz. Demokratik bir düzenin kurulması için TTB adına ve birlikte mücadele edeceğiz” dedi.
TMMOB Başkanı Emin Koromaz ise, şu durumun bile siyasi iktidarın vicdansızlığının ve adaletsizliğinin tescillenmiş hali olduğunu vurguladı. Yüz bini aşkın kamu çalışanının sorgusuz, sualsiz işten atıldığını da kaydeden Koromaz şöyle konuştu: “Meslek kuruluşları yöneticileri görevinden alınmaya çalışılıyor. Böylesi bir ülkede tabii ki vicdan diyeceğiz, adalet diyeceğiz. Onlar iktidara gelirken üstünlerin hukukunu değil hukukun üstünlüğünü savunacağız dediler, ama görüyoruz ki hukuku ayaklar altına aldılar.
‘OHAL’i biz kaldırdık’ dediler şu an OHAL koşulları ile yönetiliyor. Hak, hukuk dediler, tek adam rejimi tek parti düzeni kurdular. Ama biz bu düzene izin vermeyeceğiz.
Bunların kurduğu düzenin bizler açısından geleceği yok. Vicdan diyen, adalet diyen, laiklik diyen insanların mücadelesi elbette bunların kirli düzenini yıkacak. Baskıları, korkularından kaynaklı. Anayasayı değiştirdiler, OHAL ilan ettiler, olmadı. Şair ne demiş hiçbir şeye benzemez halkını satanların korkusu. Bu korku onların sonu olacak.
Biz de mühendisler mimarlar olarak meslek formasyonundan aldığımız güçle bu ülkenin geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz. TMMOB vicdandan, barıştan yanadır. Bunun için bütünlüklü bir mücadele gerekiyor. Bu mücadelede hepimize kolay gelsin” dedi.
KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen de TİS görüşmelerinin devam ettiğine dikkat çekti ve şöyle konuştu: “Bizim açımızdan çok büyük bir eşitsizlikle başladı. Bizler bu masaya davet edilmedik. Çünkü o masada satış sözleşmesi koşulları oluşturuldu. Bizler emekçiler için adalet, iş güvencesi istiyoruz. İşçilerin insanca yaşamasını, çalışmasını istiyoruz. Her gün onlarca çalışan iş cinayetlerine kurban gidiyor. Bizler tüm bunları söyleyecek tek konfederasyon olarak oraya alınmadık. Bizim KHK’ları da yandaş konfederasyon gibi tescillememizi istediler. 3+3 ile emekçilerin hakkıyla dalga geçen iktidara karşı kamu çalışanları olarak ve bu konfederasyonun mücadelesini sırtlanan emekçiler için bu mücadeleyi yükselteceğiz. Bizler barış içinde bir Türkiye için, laik demokratik bir düzen için mücadelemizi sürdüreceğiz.”
“Demokrasi tarihine baktığımızda biz şunları gördük: Hırsızların ve katillerin yönettiği ülkelerde onurlu, ahlaklı ve şerefli insanlar ya cezaevinde ya da mezarda olmuştur. Mazlumların ve mağdurların faşist diktatörlüğe karşı ayağa kalkmasından başka çaresi yoktur. Faşist diktatörler diz çökünceye kadar mazlumlar ve mağdurlar birlikte mücadele etmek zorundadır. Kısa bir dönemde, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Türkiye’deki demokrasi mücadelesi verenlerin tamamı darbe girişimine karşı geldi. TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler de dimdik mücadele verdiler. 1 yıldır ülkemizde OHAL var, ülkemiz KHK’larla yönetiliyor” diyen DİSK Başkanı Kani Beko da 12 Eylül faşist cuntanın ülke yönetimine el koyduğunda DİSK’in kapatılmadığını hatırlattı. O zaman DİSK’in mahkeme kararı ile kapatıldığını söyleyen Beko, “Ama bugün 150 bine yakın çalışan mahkeme kararı olmadan kapatıldı. Doğuda 85’e yakın belediyede kayyum var, bizim üyemiz olan 2000 işçi işsiz bırakıldı. Daha dün çalışma bakanına anlattım, 4857 sayılı yasada böyle bir madde yok. Kendinizi onların yerine koyun. 30 yıllık belediye işçisi KHK ile atıldığında işsizlik fonundan bile yararlanamıyor. 2000’e yakın işçi arkadaşlarımızın kıdem tazminatlarını, ihbarları, işsizlik maaşları neden vermiyorsunuz? 21 Eylül’de insanların gidebilecekleri bir mahkemeleri vardı. Ama bugün binlerce kamu çalışanı, işçinin gidebilecekleri bir mahkeme yok. Bugün siyasal iktidara karşı toplumsal muhalefetin içinde birlikte mücadele etmekten başka çaremiz yok. Yarın çok geç olabilir. Taş çok sert. Bu taş bizi kanlar içinde bırakırsa çok geç kalmış olacağız.
Dün olduğu gibi bugün de yarın da nöbetinizin yanındayız. Çok kıymetli bir iş yapıyorsunuz. Bu işlerin yanında bu ülkede demokrasi, insan hakları, barış, kardeşlik, adalet isteyen insanların yan yana olmaktan başka çaresi yoktur. Önümüzdeki süreçteki tüm etkinliklerde adalet arayanların yanında olacağız” dedi.
HDP’li vekil Ahmet Yıldırım ise Hanna Arendt’den “Bütün bu kötülüklere seyirci kalma. Göründüğü halde susmak iyiliğin belirsizliğidir” alıntısını yaparak konuşmasına başladı.
“Biz de diyoruz ki Mezopotamya, Anadolu ve Trakya’nın tarihi asla bu kötülüklere fırsat vermeyecek kadar köklüdür. Biz acı ile tecrübe ettiğimiz ve bedelini ödeyerek geldiğimiz bu günlerde, 80 milyon insanın aynı tecrübeyi yaşamasını istemiyoruz” diyen Yıldırım, 4 kentteki nöbet eylemlerinde halkın önlerine “bu haramilerin saltanatına son vermek için siyasi hassasiyetleri bir kenara bırakarak, asgari müştereklerde bir araya gelin” görevini koyduğunu belirtti.
Bu mesajı aldıklarını dile getiren Yıldırım, “Bu nöbetler bizim eylemselliğimizin ilk periyoduydu. Bundan sonra da OHAL kalkıncaya kadar, KHK ile ihraç edilenler görevlerine dönünceye kadar, milletvekillerimiz özgür oluncaya kadar, öğretilmiş çaresizlik son buluncaya kadar sokaktan ve alandan çekilmeyeceğiz. Bu ülkeye kalıcı ve onurlu bir barışı armağan edinceye kadar yüreği bu istikamette atan herkesle ortaklaşacağız. Mezopotamya’nın Trakya’nın bu kültürünün olduğunu biliyoruz. Hep beraber güçlüyüz. Onların en büyük gücü bizim yan yana gelme sürecimizi engellemekten geçiyor. Onlara inat bir araya gelmeli, ortak vatanda, ortak gelecek için birlikte mücadele etmeliyiz” diye konuştu.
Kaynak: Ajansa Nûçeyan a Firatê

Diğer Başlıklar

SEҪİMLER VE GERҪEKLER! HAMİT BALDEMİR

SEҪİMLER VE GERҪEKLER! Gerek ulusal mücadelede ve gerekse sosyal mücadelede devrimciler legaliteyi her zaman olanaklar …

30.YILINDA MADIMAK KATLİAMININ UNUTMADIK! XETA SOR

Yılında Madımak Katliamını Unutmadık! 2 Temmuz 1993, TC devletinin katliamlar serisine bir yenisinin eklendiği, kara …

NUH GELSİN DE TUFAN GÖRSÜN-6- Remzi BİLGET

NUH GELSİN DE TUFAN GÖRSÜN Bitmiyor Ölümlerimiz! Ağlamak nedir, gözyaşı ne ola? Ya da kuruması …

FIRSAT KARGALARI! Samet ERDOĞDU

FIRSAT KARGALARI 10 sene önce politik meteorolojide benim hava tahmini göstergem Öcalan idi. Ona bakarak …